kelimelerDil, yaşayan bir varlıktır derler. Ben de bu söze inanıyorum. Diller doğarlar, yaşarlar ve ölürler. Zira tarihte konuşulan ama şimdi kimsenin konuşmadığı onlarca dilin var olduğu biliniyor. Ne oldu bu dillere? Öldü. Konuşulmayan dil ölür, yanlış konuşulan dil can çekişir. Kelime ithal eden dil ise yaşar. Bu benim kanaatim. Bugün çoğuna göre yabancı dillerden dilimize giren kelimeler zararlı. Bence tam tersi.

Çağın gerektiği bir kelimeyi yasaklarsan dilin ölmeye mahkumdur kardeşim. Fakat o kelimeye karşılık gelen bir kelime üretirsen ne ala. Tabi pratik olması koşuluyla. "Otobüs" kelimesi dururken "oturgaçlı götürgeç" kullanmaya yeltenirsek dil can çekişir. Fakat Bilgisayar, komputer kelimesi için çok daha güzel bir alternatiftir. Neyse ne canım. Başınıza dilbilimci kesildim ben de. Niye açıklamayı da ne diye yaptıysam.

Şimdi bu listede, 2009 yılında çokça kullanılan fakat ondan önceki yıllarda ise halkın çoğu tarafından ya bilinmeyen ya da az bilinen kelimeleri, 2009'da moda olan kavramları sıralayacağım. İlginç bir liste olacak gibime geliyor. Hadi bakalım o zaman. Başlayalım. İşte bence 2009 yılında popülerlik kazanan on kavram:


10. one minute

Şimdi bu kelime grubunu Türkçeye kazandıracak değiliz. Yukarıdaki tezime dahil değil bu kavram. Ama niçin bu listede, çünkü 2009'un en moda kelime(ler)si buydu bence. Neydi o öyle, bir ara herkesin ağzındaydı. Peki neden bu kadar popüler oldu bu. Çünkü o sözcükler yüz binlere hitap eden bir model tarafından sarf edildi. Bir kahramanlık nişanesi, bir başkaldırış olarak hayat buldu sahibinin ağzından.

Halbuki daha bir entelijansiya erbabı, bu sözcükleri, sözüm ona "rezil" kullanımından dolayı tuttu. Bu bir istihza fırsatıydı bu zümre için. Çünkü bölük pörçük ingilizcemle diyebilirim ki İngilizcede "bir saniye", "bir dakika", "müsade et" mealini haiz bir kelime olarak "just a second" ya da "just a minute" hadi olmadı "allow me" hadi daha bir delikanlıca "hold on" falan kullanılır ama "one minute" kullanılmaz, hem de "es" takısıyla kullanana gülerler. Sözü özü yabancılar bu sözü "müsade et bakayım", "hele dur orada ben konuşacağım" olarak maalesef algılayamadılar. Ne olarak algılamışlardır? Bence yabancılar orada "Ben sadece bir dakka konuştum", ya da “o bir dakkadır konuşuyor", "bir dakka oldu ama bana ne bana ne" diye feryadı figan eden bir devlet erkanı gördüler.

9. mahalle baskısı:

Aslında bu kelime ilk 2007’de meşhur oldu. Ama şöhreti, yeni yetme şarkıcılar gibi iki ayda kaybolmadı. İki yıldır merkez ya da İslami medya dışında kalan medya tarafından “ailecek” severek kullanılıyordu. Artık sokakta bile kullanılır oldu yani dile yerleşti. Sitesine baktım, TDK bu konuda suskunluğunu koruyor. Bu sözleri Şerif Mardin 2007’de hükümeti eleştirirken sarf etmiş. Yani onun sayesinde dile girdi diyebiliriz. Hatta bu kişioğlu 2008 yılında “ne demek istedim” diye bir panel düzenlemişti bu kelimeler için. Fakat biraz araştırmayla gördüm ki bu kavram ilk defa 1981 tarihli bir kitap da yer alıyor. Öyle ya da böyle, gördük ki hemen herkes bu sene bu kelimeleri cümle içinde kullanmaya başlamış bile.

8. açılım:

Açılım kelimesi bu sene moda olan ve kullanımı yaygınlaşan bir başka kavram. Zannediyorum ilk defa CHP’nin mart ayındaki yerel seçimlerden sonra tesettürlü hanımlara rozet takmasıyla kullanıma başlandı. Manşetler şöyleydi: CHP’de çarşaf açılımı. Çarşaf kelimesi herhalde “sermek”, “yaymak” kelimelerini çağrıştırıyor olacak ki TDK’ye göre açılma manasına gelen “açılım” kelimesi enikonu özdeşleşti çarşafla. Gerçek şu ki açılım kavramı medya tarafından çok sevildi ve siyasiler tarafından yapılan her yeni aktivite “açılım” olarak adlandırıldı. Ve bu kavram kendini Demokratik Açılım ile nirvanaya taşıdı. Şirketler reklamlarını açılım yapıyoruz diye duyurmaya başladı. Türkiye’nin en büyük haber sitelerinden birine girip açılım kelimesinin geçtiği 2008 yılındaki haberlere baktım. 402 sonuç çıktı. Aynı kelimeyi 2009 yılı haberlerinde arattığımda 3950 haber çıktı. İşte dilin yaşadığına en güzel örneklerden biri.

7. Domuz gribi:

Dile zorunlu giriş yapan hatta hayatımızın bir parçası haline gelen bir kelime grubu. Bilmeyenimiz yok. 2009’un en çok kullanılan kelimelerinin en başında belki de bunlar vardır. Ne diyelim, tez zamanda Domuz giribi belasından kurtulmak temennisiyle….

6. Dalga:

Bu kelime genelde deniz ya da okyanuslardaki rüzgâr, gelgit, deprem vs… kaynaklı su haraketlerini hatırlatır. Bunun dışında dalga kelimesinin bir enerji türü olarak fizik biliminde de yeri var. Argoda ise dalga, çok çeşitli manalarıyla sokak serserilerinin dillerini süslüyor. Bu seneyse dalga, Ergenekon soruşturmasıyla özdeşleşti ve farklı bir mana yüklendi: “Ergenekon’un onuncu dalgası”, “beşinci dalgada şok gelişme” vb…

Sonuçta dalga her zaman halk arasında da kullanılan bir kelimeydi belki ama “operasyon”, “tahkikat” vb… manalarında son dönemde kullanılmaya başlanması kendisinin listemizde yer bulmasına neden oluyor.

5. 3G:
Teknolojik bir konsept daha, 2009 yılında hayatımıza girdi ve üçge, üçci, trici diye bir ton telaffuzu olmasının yanı sıra halkın da hızlıca benimsediği bir kelime oluverdi. Şimdi lise çağındaki çocuktan tutun da emekliliği gelmiş amcamın bile akranlarına telefonları hakkında sorduğu tek şey var: “üç-ge”si var mı. Hatırlayınız, bundan önce de mekapikseli kaç diye sorulurdu. Ya da blutut…

Bu kavramın yukarıdaki diğer kavramlardan bir farkı var. Zira bu kelime medya tarafından değil haliyle gsm operatörlüğü yapan şirketler tarafından dilimize kazandırıldı. Bunda da başarılı oldukları kesin. Ne demişler reklamın iyisi kötüsü olmaz. Halk zaten anlamıyor, ve teknolojinin ismi önemli değil diyerek 3G yerine daha güzel bir kelime kullanılabilir miydi? Düşünselerdi daha hoş bir ad takabilirlerdi elbette. Hem kafa karıştırıcı, profesyonel bir ambiyans sağlayacı, göz boyayıcı orjinal adını bozmama kaygısı hem de kapital dünyanın aceleciliği, şirketlerin bu teknolojinin kulağına ezan okuyup güzel birer isim koymadan reklamını yapmaya itmiş olmalı.  Hayırlı olsun.

4. twitter- twitlemek:

Bu kelimeyi herkes duydu herkes kullanıyor demek pek doğru değil. Ama yadsınamaz bir gerçek var ki dilimize girdi bile. Daha çok internet kullanıcı tarafından kullanılan kelime bu sene moda olan bir sosyal ağ projesinin adı. Twitter dedikleri web sitesi, kullanıcılarına 140 karakterle hali pür melalimizi, neşemizi, sevincimizi arkadaşlarımızla paylaşmamız için imkan sunuyor bizlere. Twit, İngilizcede "ötüş, ötme" demekmiş, dolayısıyla twitlemek tabiri de ötmek, olsa gerektir. Zaten bizim dilimizde hadi öt bakalım tarzında dalkavukça bir ünlem vardı. Şimdi bunun alamanya görmüş hali mi gelmiş oldu dilimize. Yukarıda, yazının başında dilde pratiklikten bahsetmiştim ya. Twitleme hiç pratik değil bence. Bir kere dilin fonetiğine uymuyor. Ben olsam kullanmam ki hayatta kullanmıyorum zaten.

3. dersim katliamı:

2009 son çeyreğinde öğrenmeye başladığımız tarihi bir olay da bir kavram olarak dilimize girdi. Tarihle ilgisi olmayan insanların pek bilmediği bu olay; medyada bir vesileyle yoğun şekilde yer alınca ilgi gördü, popüler oldu. Bilindiği gibi dersim katliamı denen olay 1937 yılında doğuda çıkan büyük bir isyanı bastırmak için devletin kontrolsüz güç uygulayarak bastırmasından kaynaklanan on bini aşkın insanın öldüğü bir tarihi vak'a. Bu unutulmuş ya da unutturulmuş yakın tarih olayı kavramsal olarak dilimizde yeniden canlandı ama listedeki diğer kelimeler kadar uzun yaşayacağa benzemiyor. En çok birkaç ay içersinde, hatırlamaya yol açacak başka bir olay vuku bulana kadar kış uykusuna geri dönecektir.

2. Islak imza:

Ak parti ve Güleni Bitirme Planı adlı medyatik haberle tanıştık ıslak imzayla. İmzanın ıslağını daha önce bilmezdik.  Ama bahsi geçen belgenin ıslak imza ile imzalandığı ortaya çıkınca dikkatlerimizi celbetti. Şahsen ben, manasına bakmazdan evvel, ıslak imzadan kasıt kişinin dolma kalemle attığı imza olarak fikir yürütmüştüm. Çünkü devlet dairelerinde yetkili insanların bir de kaşeye basılmış imzaları olur. İşte o belgedeki imza kaşe imzası olsa, sahibi haberim yok biri basmış diyebilir. Ama ıslak imza olunca kendisi atmış demektir. Bu akıl yürütmeden sonra ıslak imzanın manasına baktım, tahiminime benzer şeylerle karşılaştım. Bir sözlük sitesindeyse zeytinyağına boya karıştırılıp dolma kaleme doldurularak atılan imza. daimi olarak ıslak kalır denmiş.

1. Kozmik oda:
Taptaze ve meşhur olma potansiyeli olan bir daha kavram, yıl biterken girdi hayatlarımıza. Yılın ilk aylarında kozmik odayla daha çok muhatap olacağımıza benziyor. Kozmik oda, daha çok taze ve inter aktif sözlüklerde çok fazla pek arzı endam eylememiş. Askeriyenin çok gizli bilgi ve belgelerinin bulunduğu, kriptolu haberleşme cihazlarının çalıştırıldığı ve çok az sayıda insanın girmeye izinli olduğu bir mekânmış bu. www.ruzname.net

İşte benim kelimelerim bu kadar, eminim unuttuğum kelimeler vardır. Bu konuda sizlerin katkısını bekliyorum. Varsa aday kelimeleriniz yorumlarla belirtiniz.

Anahtar Kelimeler: Entellektüelite, 2009 En Çok Aranan Kelimeler, 2009 Popüler Kelimeleri, 3G Nedir, Açılım Nedir, Dalga Nedir, Dersim Katliamı Nedir, Islak İmza Nedir, Kozmik Oda Nedir, Mahalle Baskısı Nedir, One minute Nedir, Twitlemek Nedir

mutevaggil , 30/12/2009-19:20 Facebook'ta Paylas