mehmet akif ersoyAbdulhamid Han Ve Mehmet Akif gibi çok değerli iki islam sembolunu de seven insanlar, bir konuya akıl erdiremezler: Mehmet Akif neden Abdulhamid'i sevmiyordu? Bu konu mezkur iki güzide insanı da seven zümrelerce insanı üzmeye devam ediyor. Bazı kaynaklarda Mehmet Akif'in hatasını anlayıp Abdulhamid'i boş yere yerdiğini anladığını yazsa da konu henüz açıklığa kavuşmadı.

Bu tartışmalar geçen hafta yine alevlendi ve Nuri Sağlam Abdulhamit'in Hal Fetvasını (idam kararını) bizzat Akif'in yazdığını söyledi. İddiasının dayanağı ise Sırat-ı Mustakim dergisininde Mehmed Fahreddin imzalı yazı. Sağlam'a göre Mehmed Fahreddin Mehmet Akif'in müstear ismiydi.

Bugün ise karşı bir iddia yine Zaman gazetesinde yer aldı. Şimdi sizleri o yazıyla baş başa bırakıyorum. Eminim ki konun meraklıları çok ilginç bir yazı okuyacaklar:

Araştırmacı Dr. M. Suat Mertoğlu'nun bu iddialarına ciddî itirazları var. Mertoğlu'na göre Mehmet Fahreddin imzasının Akif'e ait olduğu iddiası eleştiriye açık: "Sayın Sağlam adı geçen mecmuada Mehmed Fahreddin imzası ile yayınlanan yazılarda, yazarın kendisinden Arnavut olarak söz etmesini ve bunların aynı zamanda Akif'in meşrebine uygun yazılar (mesela Abdullah Cevdet'in İslam'a yönelik yazılarına eleştiriler gibi) olmasını söz konusu yazıların Akif'e ait olduğuna delil sayıyor." Bu veriler Mehmed Fahreddin müstearının Akif olduğunu göstermez.

Mehmed Fahreddin, Mehmet Akif değil

Dr. Mertoğlu, Mehmed Fahreddin imzasının niçin Akif olarak kabul edilemeyeceğini açıklarken yine Sırat-ı Müstakim/Sebilürreşad mecmuasından örnek veriyor: "Mehmed Fahreddin imzası altında zaman zaman bu kimsenin Alay Müftüsü olduğu belirtilerek görev yeri de verilir (mesela 167. sayıdaki yazıda 'Birinci Seyyar Topçu Alayı Müftisi" ibaresi mevcut). Bundan bir önceki sayıdaki "Ulvî Bir Meviza-i Diniye' başlığı ile Eskişehir'deki Hakikat gazetesinden "Kırkilise Alay Müftisi fuzelâ-yı asırdan Fahreddin Efendi"nin Eskişehir İttihad ve Terakki Kulübü'ndeki vaazının haberi iktibas edilir. Dolayısıyla imza sahibi, görev yeri belli olan bir devlet memurudur. Bu durumda bu imzanın müstear bir isme ait olduğu düşünülemez."

Akif, kendine şiir ithaf etmez

2009 başlarında Sırat - ı Müstakim Mecmuası'nı açıklamalı fihrist ve dizin'le yayınlayan Dr. Mertoğlu ilginç bir noktaya da dikkat çekiyor: "Mehmed Fahreddin aynı zamanda şiirleri de olan bir yazardır; hatta bir şiir yayınlamış ve bu şiirini "hemderd ü hemvicdânım" dediği Akif'e ithaf etmiştir. İkisinin aynı şahıs olduğu düşünülecek olursa bu durum, Akif'in kendi şiirini kendisine ithaf etmesi gibi bir garabeti gerektirecektir."

Yazarın, Akif ile derin fikir ayrılıkları var

Dr. Mertoğlu'na göre, Mehmed Fahreddin imzasıyla yayımlanan yazılar muhtevası itibarıyla da ilmiye mensubu bir kimsenin kaleminden çıkabilecek teknik bazı özellikler taşır. Örneğin bu yazılarda Trablusgarb ve Balkan harplerinin devam ettiği günlerde cihadın acil bir farz olduğu vurgulanır ve o şartlarda zekat, hac ve kurban gibi mali ibadetlerin sâkıt olacağı, bunların bedellerinin orduya verilmesi gerektiği savunulur. Akif'in bu şekilde teknik anlamda yeni ictihad sayılabilecek görüşler ileri sürdüğü bilinmemektedir. 167. sayıda bu bağlamdaki bir yazıdan sonra "Sırat-ı Müstakim" imzasıyla yayımlanan bir notta, Müslümanların i'dâd-ı kuvvet farzı yanında diğer farzlara da ihtimam göstermeleri istenerek bu yazıda ortaya konulan görüşün mecmua tarafından paylaşılmadığı ima edilir. Mecmuanın, başyazarı Akif'in yazısı hakkında böyle bir tavrı sergileyeceğini düşünmek oldukça zordur.

Mehmed Fahreddin ile Akif aynı mecliste

Dr. Mertoğlu, Akif'in hangi müstearları kullandığını şairin yakın çevresinin şahitliğiyle veriyor: "Mecmuanın sahibi Eşref Edib Fergan, Akif'in "Sa'dî", Hasan Basri Çantay da "Lâ edrî" müstearlarını kullandığını söyler. Bunun dışında sermuharriri olması nedeniyle mecmuada isimsiz ya da mecmua adına yazılan bazı yazıların Akif'e ait olması da mümkündür. Bununla birlikte Eşref Edib, Akif'in vefatından sonra yayımladığı biyografide Mehmed Fahreddin'i müstakil bir şahsiyet olarak tanıtır. (Bursa'da her ikisinin katıldığı bir sohbet meclisinde Mehmed Fahreddin'in ulemaya yönelik eleştirilerinin Akif tarafından fazla genellemeci bulunarak kabul edilmediği söylenmektedir.) Akif'in böyle bir müstearı kullandığı kabul edilecek olursa, yakın çevresindekiler tarafından onun vefatından sonra yazılan Akif biyografilerinde diğerleri zikredilirken bu müsteara neden temas edilmediğini sormak gerekir."

Akif, müstear ismin ardına sığınmaz

Mehmet Akif'le Mehmed Fahreddin'in yazılarında üslüp farklılıkları bulunuyor. Dr. Mertoğlu'na göre iki yazının da aynı kişinin kaleminden çıkmış olması düşünülemez: "Mehmed Fahreddin'in yazıları bilhassa batıcı ve ırkçı kesimlere yönelik yoğun polemikler içermektedir. Akif ise kendisini gizleyerek müstear bir isimle polemik yapacak karakterde değildir. "Sözüm odun gibi olsun; hakikat olsun tek!" görüşünü savunan ve diyeceğini devrin en kudretli adamlarından Talat Paşa'ya açıkça söylemekten çekinmeyen Akif'in, polemiğe girdiği yerlerde müstear bir ismin arkasına saklanacağını düşünmek onu yeterince tanımamak anlamına gelir. Kaldı ki Mehmed Fahreddin adı sadece mecmuada değil, başka ortamlarda da karşımıza çıkar. Bütün bu nedenlerden dolayı Mehmed Fahreddin'in Akif'in müstearı olduğunu ileri sürmek temelsiz bir iddia olarak kalmaktadır."

Sağlam'ın iddiaları sağlam değil

Dr. Mertoğlu Nuri Sağlam'ın Abdülhamid'in hal fetvasını Akif yazdı iddisasını sağlam bir esastan yoksun olduğunu belirtip sözlerini şöyle bitiriyor: "Söz konusu söyleşide künyesi verilmeksizin atıfta bulunulan yazıda Mehmed Fahreddin yılını belirtmeksizin 4 Nisan günü Edirne'deki Meclis-i İdare salonunda Abdülhamid'e yönelik dile getirdiği tepkisinden ve kendisin kaleme aldığı ve birçok gazetede yayımlanan bir beyannameden söz ettikten sonra yine Edirne'den Abdülhamid'in hal'i için çekilen bir telgrafın bizzat kendisi tarafından kaleme alındığını söylemektedir ("Söyle ey Edirne'nin belediye dairesi! Abdülhamid-i azlemin hal' u ıskâtı için çekilen telgrafname-i umûmîyi gözlerimi rü'yetten berî edecek tufân-ı sirişkimle nasıl yazdığımı...". Görüldüğü gibi bu yazıda sadece Edirne'den çekilen umumî bir telgraftan söz edilmekte ve bu yazının Abdülhamid'in hal' fetvası ile uzaktan yakından bir alakası bulunmamaktadır."

Kaynak : Zaman

Anahtar Kelimeler: Tarih, Abdulhamid Ve Mehmet Akif Ersoy, Abdulhamidin Hal Fetvası, Hal Fetvası Nedir, Mehmet Akif Ersoy Şiileri, Mehmet Akife Göre Abdulhamid, Mehmet Akifin Abdulhamid Düşmanlığı, Mehmet Akifin Mücadelesi, Memhet Akif Ersoyun Hayatı

mutevaggil , 29/11/2009-09:38 Facebook'ta Paylas