Ahilik Teşkilatı'nın kurucusu Ahi Evran Azerbaycan'ın Hoy kasabasında doğmuştur. Hoy kasabası günümüzde Türkiye'nin doğu sınırından 60 km uzaklıkta ve Sultan Tuğrul zamanindan beri' Türkler’in yerleştiği bir bölgedir

Ahi Evran'ın asıl adı Nasir üd-din EbüI-Hakäyik Mahmud El Hoy olarak kayıtlara geçmiştir.Herkesin korkup kaçtığı evran denen büyük bir yılanın onu görünce sakinleşmesi ve itâat etmesi dolayısıyla "Evran" diye anılmıştır.

Ahi Evran ilk eğitimini' Azerbaycan'da doğum yeri olan Hoy'da aldıktan sonra Maveraünnehir ve Horasan’a giderek orada ünlü alimlerden Fahr-u-d-din Razi'nin derslerini takip etmistir. Bir Eş’arı kelamcısı olan Raziden (1149-1209) Hükema Felsefesini ve Kuran-ı Kerim tefsirlerini öğrenmiştir.

Ahi Evran gençliğinde Ahmed Yesevi'den ilk tasavvuf terbiyesi aldıktan sonra 0 zamanın ünlü tasavvuf alimlerinin buluşma yeri olan Bağdat'a gitmeye karar verir. Önce niyetlendiği Hac farızasını yerine getirir. Sonra dönüş yolunda kayınpederi olan Evha' düd-Dini Kirman ile tanışır. Büyük üstad sayesinde halife Näsir­Li'Dinillah ile tanıştırılan Ahi Evran, Halife'nin kurduğu Fütüvvet Teşkilatı'na girer. Ahi Evran Bağdat'ta iken, Fütüvvet Teşkilatı'nın ileri gelenleri ile tanışarak onlardan yararlanmıstır. Araştırmacı Mikail Bayram ,,Tasavvufi Düşüncesinin Esasları" adli kitabında ve diğer kaynaklarda Ahi Evran'in çok yönlü bir ilım ve fikir adam olduğu kaydedilmektedir.

Ahi Evran'ın yazmış olduğu kitaplar da bunu bizlere göstermektedir. Ahi Evran Tefsir, Hadis, Keläm, Fıkıh ve Tasavvufi kitaplar yazmıştır. Ayrıca felsefe, tıp ve kimya sahalarında da bilgi sahibi olan çok yönlü bir ilimadamı ve filozoftur. İbn-i Sina ve Fahreddin-i Räzi'nin eserlerini Farsça'ya çevirmiştir. Selçuklu Sultanı Gıyaseddin-i Keyhüsrev zamanında, kayınpederi Evhadudin ile Anadolu'ya gelen Ahi Evran Konya'da Sultan'a yazdıği Letaif-i Giyasiye adli kitabini sunar. Kitabin 1. cildi felsefe, 2. cildi ahläk vesiyaset, 3. cildi fıkıh(İslam Hukuku), 4. cildi dua ve ibadet hakkındadır.­ İbn-i Sina hayranı olan hükümdar kendisine sunulan kitapları beğenmekle kalmaz, ayni zamanda Ahi Evran'a büyük ilgi de gösterir. 1205 yılında Kayseri'ye gelen Ahi Evran burada bir deri atölyesi kurar. Kayseri'de devletin desteği ile debbağları ve diğer sanatkärları da içine alan büyük bir sanayi sitesinin kurulmasına öncü olur. Her sanat dalının biraraya toplandiğı bu siteler Selçuklu Sultan Aleaddin Keykubat zamanında diğer şehirlerde de kurulmaya başlanır. Sultan Aleaddin Keykubat'ın Ahi Birlikleri'ni himaye etmesi ile Anadolu'nun birçok yerinde bu birlikler süratle kurulmaya başlanır. Bu dönem Anadolu Selçuklu Devletı'nın iktisaden en parlak dönemi olmuştur.

Sultan Aleaddin'in oğlu tarafından öldürülmesinden sonra Ahiler bu duruma tavir alırlar. Ahi Evran'ı çekemeyenler onunla yeni hükümdarın arasını açarlar. Aleaddin Keykubat zamanında Konya'da medreselerde ders veren Ahi Evran bu sebepten dolayi Konya'dan ayrılarak, Denizli'ye gider. Oradayken konya'ya çağrılan Ahi Evran Konya'dan Kırşehir'e gelerek Ahi Birlikleri'nin teşkilatlandırılmasına hız verir. Kırşehir'e eşi Fatma Ana ile yerlesen Ahi Evran eşinin kurduğu Anadolu Kadınlar Birliği (Baciyan-i Rum) Teşkilatı'nı desteklemiş bununla birlikte Ahi Teskilatı'nın (Ahiyan-i Rum) büyümesi ve gelişmesi için çaba sarfetmiştir. Anadolu kadınlar Birliğı de Ahiler'in Kadınlar kolu olarak yetim, kimsesiz genç kızları himayesine almiş, onların eğitimlerinden ev-bark sahibi olmalarına kadar her türlü yardımı yapmıştır. Bunun dışında ihtiyar kadınların bakımı genç kızların evlendirilmesi gibi birtakim sosyal yardımlarda bulunmuştur. Ayrıca maddi sikintida olanlara da yardım etmiştir. Ahi Zaviyesine gelen konuklarina hizmette bulunup eşlerine yardımcı olmuşlardır. ,,İşine, Aşına, Eşine sahip ol" sözü bu teskilatın ana prensibi olmustur. Anadolu Kadınlar Birliği dünyada kurulan ilk kadınlar teşkilatıdır.

Ahi Evran kendi mesleği olan Debbağlık dalından başka 32 çeşit esnaf ve sanatkärin lideri olmuştur. Ahi Evran'in Anadolu'da kurduğu Ahilik Teşkilati'nin asıl amaci ilim ve bilgiyi insanlığın hizmetine sunmaktır. Türkler Anado!u'ya yerleşirken dönemin bilimadamları, pozitif ilimlerin gündelik hayatta kullanılabilmesini ve insanlarında bundan faydalandırılmasını öngörmektedir.

İlmin tekniğe uygulanmasına örnek olarak; Cizreli İsmail B. Rezzaz isimili bilimadamının kitabında birçok otomatik makinanın projelerinin çizildiği ve tariflerinin yapıldığı hatta bazı projelerinin uygulandığı bilinmektedir. Bu makina ve robotlara örnek olarak: Su saati, otomatik musluk, el yıkama ve abdest alma esnasında kendiliğinden su döken makina, kendi kendine müzik çalan makina, otomatik su tulumbaları, su fiskırtan fiskiyeler, şifreli anahtarlar, değişik hareket yapan robotlar görmekteyiz. Teknolojinin üretime tatbikatının i1k örnekleri olan bu buluşlara Ahi Evran önem vermekte idi. Ahi Evran'ın Selçuklu Sultanı II. Izzettin Keykavus'a sunduğu Letaif-i Hikmet adlı kitap, sultanlara ve yöneticilere nasihat verici ve ,,Siyasetname" türü bir eserdir. Bu eserde halkın ihtiyaçları belirlenmekte, bu ihtiyaçların karşilanması, istihdamın, kaliteli bol ve ucuz üretimin arttirilmasi sırasında çıkabilecek sorunlara karşi tedbirlerin neler olması gerektiği şöyIe anlatılmaktadır. Allah insanı medeni tabiatlı yaratmıştır: Bunun açıklaması şudur, Allah insanları yemek, içmek, giymek, evlenmek, mesken edinmek gibi çok şeylere muhtaç olarak yaratmıştır. Hiç kimse kendi başına bu ihtiyaçarı karşılayamaz. Bu yüzden demircilik, marangozlük, dericilik gibi çeşitli mesleklen yürütmek için çok insan gerekli olduğu gibi, bu meslek dallarının gerektiği alet ve edavat, imal etmek için de bir çok insan gücüne ihtiyaç vardır. Bu yüzden toplumun ihtiyaç duyduğu ürünlerin üretimi için gerekli olan bütün sanat kollarının yaşatılması şarttır. Bununla da kalmayıp, insanların sonradan doğacak ihtiyaçlarını karşılamak için yeni sanat dallarının meydana getirilmesi gerekmektedir.

o halde toplumun büyük bir kesiminin sanata yönlendirilmesi ve her birinin beli bir sanat dalıyla meşgul olması gerekir ki toplumun ihtiyaci görülsün. Ahi Evran'in kurduğu Ahilik Teşkilatının eğitim anlayışı bu temel görüşe dayanmaktadır. Devlete düşen görev bu görüşe destek vererek halkın eğitilmesine ve yönlendirilmesine yardımcı olmaktır. Ahi Evran eserinde belirttiği eğitim ve öğretim konusundaki tüm önerilerini kendisi Ahi birliklerinde uygulamıştır. Ahi Evran'ın teknik öğretim ve ahläka yönelik eserleri yıllarca Ahi Birlikleri'nde kitap olarak okutulmuştur.

Ahi Evran, Letaif- Giyasiye, Letaif-i Hikmet'ten başka Vaziyet, Ruh'un Bekäsı, Tıp ve Ibn-i Sinadan tercüme kitabı dahil olmak üzere yirmiye yakın eser bırakmıştır. Ahi Evran hayatı boyunca ilimle ve eğitimle uğraşmış ,,Hiç ölmeyecekmiş gibi dünyaya, yarın ölecekmiş gibi ahirete çalış". Hadis-i şerifini kendisine ilke edinmiştir. Birlik üyelerine devamlı olarak çalışmayı önermiştir. Üretimin ancak çalışarak sağlanacağını bilen Ahi Evran insanların ihtiyaçlarını gidermenin de bir Tanrı buyruğu olduğuna inanmaktadır. Bu bakımdan çalışmak, insanları mutlu etmek ibadet etmek kadar önemlidir.

Osmanlı Devleti'nin kurulmasında da önemli rol oynayan Ahi Evran Cevat Hakkı Tarım’ın deyişiyle ,,Doksan üç yıl yaşayan, akla yär, nefse düşman olan bu faziletli er kişi, tekkesine kapanmiş dünyadan elini etegini çekmiş münzevi bir sofu ve softa değildi. 0 hayatını kazanmak için diyar diyar dolaşmiş her sanat ve zanaata başvurmuş öğrendiklerini de insanoğluna öğretmek için uğraşmıştır."

Anahtar Kelimeler: Hayatı ve Eserleri, Ahi Evran Hakkında Bilgi, Ahi Evran Hayatı ve Eserleri, Ahi Evran Kimdir, Ahi Evran Kültürü, Ahilik Hakkında Bilgi, Ahilik Nedir, Ahilik Tarihi

mutevaggil , 28/06/2008-19:59 Facebook'ta Paylas