beytul hikmetBir çok bilim tarihçisine göre İslam Bilim tarihi Bağdat Şehrinde Beyt’ül Hikme’nin kurulmasıyla başlamaktadır. Beytül Hikme, Bir tercüme enstitüsüdür. Bir kütüphanedir o. Bir bilim akademisidir hem. Bir entellektüelite merkezidir, İlim ve İrfan yuvasıdır Beyt'ül hikme, bilgelik evidir… Hikmet Evidir.

Bu ilim ve İrfan yuvasında başta antik Yunan ve Farisi eserleri olmak üzere eski medeniyetlerin dillerine ait bilim kaynakları Arapçaya çevirilir, bu bilgilerin analizi yapılır ve konuların üstüne konularak sentez edilirdi. Gelin bu yazımızda, Beyt’ ül Hikme’nin gizemli geçmişine bir göz atalım…

Beyt’ül Hikme, biraz daha eskiye gittiği söylense de kaynakların çoğuna göre Bağdat’ta Abbasi Halifesi Harun Reşid tarafından başlatılmış bir projedir. Oğlu El Mem’un döneminde 830 yılından başlayarak tam manasıyla hizmet vermeye başlamıştır.  Dokuzuncu yüzyıl ile on üçüncü yüzyılın ikinci yarısına kadar bir fiil, bilime hizmet veren bir kurumdur.

islami bilim adamları

Beytül Hikme’nin evrensel bilime katkısı çok çeşitli şekillerde olmuştur. İlk yıllarında eski medeniyetlere ait bilimsel eserlerin Arapçaya kazandırılması bu katkı yöntemlerinin başında gelir. Çevirilen eserlerin bilimsel ve eleştirel analizinin yapılması, bilim adamı yetiştirilmesi, yetiştirilen bu bilim adamlarının, çevirisi yapılan ve analiz edilen bilgilerin üstüne koyarak yeni bilgiler sentezlemesi Beyt’ül Hikme’nin bilime katkı yapışının diğer yollarıydı.

“Beyt’ül hikme” ismi,  hikmet evi, bilgelik evi manasında olup Sasani Farsças’ındaki kütüphane kelimesinin birebir çevirisidir. Zaten Beyt’ül Hikmet, Halife El Mansur’un Sasani hükümdarlık kütüphanesinin benzeri bir kütüphane oluştuırmaya niyet etmesiyle ortaya çıkmıştır.

Beytül Hikme, matematik, astronomi, tıp, kimya, zooloji ve coğrafya gibi ilimlerin yanı sıra felsefe ve islami ilimler ile de ilgilenmiştir. Çevirisi yapılan yazarlar arasında Pisagor, Plato, Aristo, Hipokrat, Öklid, Pluton, Galen, Susruta, Çaraka, Bramagupta ve Sokrat gibi bilim insanları yer almaktaydı.

sokrates

Beyt’ül Hikme büyüdükçe, Bağdat’da büyüyor zamanın en büyük ve zengin şehri oluyordu. Bağdat o yüzyılda bir milyona ulaşan nufüsuyla dünyanın en kalabalık kendi haline geliyordu. Bu, Allah’ın izniyle bilimin getirdiği bir bereket olmalıydı.

Cebir ilminin babası El Harezmi, Beni Musa Kardeşler ve El Kindi Beytül Hikme’nin büyük bilim adamlarından birkaçıydı. Bunun dışında hristiyan bilim adamı Huneyn İbn İshak ve Sabit Bin Kurra da çeviri haraketlerine öncülük eden zamanın en önemli bilim insanlarıydı. Cündişapur Okulu'ndaki Süryaniler, Hindliler, daha sonra Harranlılar ve Nebatiler de çeviride rol oynayan bilim insanlarındandı. Üstelik bu insanlara o zamanın ortalamasının çok üstünde bir maaş ve çeşitli hediyeler verilerek yaptıkları iş ödüllendiriyordu. Öyle ki tarih kitapları bazı önemli kitap çevirilerinin, halife tarafından kitabın ağırlığı kadar altın tozuyla ödüllendirildiğini yazmaktadır.

Beyt’ül Hikme’nin içine girebilme şansına erişmiş ünlü tarihçi İbn Nedim, burada çeşitli dillerden tercüme yapan kırk yedi kişi olduğunu yazar.

833-847 yılları arasında, Halife Mutasım ve Halife El Vasık dönemlerinde Beyt’ül Hikme, çeviri açısından tam randımanlı olarak çalışırken, onlardan sonra geşen Mütevekkil çeviri işlemlerini, antik yunan felsefesinin islam topraklarında yayılmasını istemediği için özellikle de feslefi çeviriler yapmayı hoş görmedi. Halbuki büyük dedesi El Memun felsefeye ve kitaplara o kadar düşkündü ki savaş tazminatı olarak Bizans kralından el yazması kitaplar istemiştir. Bunda El Mem’un’un Mütezile eğimli olmasının payının bulunması söylenmektedir.

beyt ul hikme

Felsefe eserlerinin çeviri haraketlerinin yavaşlamasına rağmen, çeviriler diğer alanlarda hız kesmedi. Bu çeviri haraketleri, hicri üç yüz altmış yıllarında bittiğinde arapça artık bir bilim dili olmuştu. Henüz üniversitlerin esamesinin bile okunamadığı dünya üzerinde Beyt’ül hikme, birebir eğitim-öğretim veren bir akademi özelliği taşıyarak inci gibi parlıyordu. Bu okul, 11.yüzyılda Açılacak ve dünyanın en geniş üniversitesi ünvanını uzun yıllar koruyacak Nizamiye Medreselerine fikir babalığı yapacaktı. Beytül Hikme’nin varlığı İslam’ın Altına Çağına girmesinin belki de en büyük sebebiydi.

Tarihi bilim başarılarıyla ve şanlı bir geçmiş ile dolu bu eşşiz hikmet evi, 1258 yılının şubat ayında, Moğol Hükümdarı Hulagü Han’ın Bağdat’ı işgali esnasında, zulümden nasibi almış ve maalesef yakılıp yıkılmıştır. Yaklaşık beş yüz yıllık şanlı geçmiş tarihe gömülmüş, paha biçilmez çeviri eserler, binlerce kitap gerek nehire dökülerek gerek yakılarak telef edilmiştir.

****

Yararlanılan Kaynaklar:

Mustafa Demirci’nin beytü’l-hikme adlı kitabı
TDV İslam Ansiklopedisi, Beytül Hikme Maddesi.
Wikipedia, House of Wisdom maddesi

Anahtar Kelimeler: İslam Araştırmaları, Beytül Hikme Hakkında Bilgi, Beytül Hikme Nedir, Beytül Hikmede Yapılan Çevirileri, beytül hikmenin kuruluşu, İslam Altın Çağı, İslam Bilim Tarihi, İslam Çeviri Haraketleri, İslamda Bilimsel Gelişmeler

mutevaggil , 02/03/2010-13:36 Facebook'ta Paylas