world warOn sekiz mart günü yaklaşıyor. Bu tarih, büyük bir çoğunluk tarafından her ne kadar Çanakkale zaferi diye bilinse de aslında savaşın sadece denizde geçen ve durağan seyir izleyen kısmın kazanılmasıdır. O gün itilaf kuvvetleri boğazı denizden geçemeyeceklerini anlamışlardı.  Yani 18 Mart, maalesef bir savaşın bitişi değildi. Daha kanlı geçecek kara savaşlarının başlangıcıydı.

Savaş… Ve çağlar değişse de en önemli öğesi insan. Ne kadar teknolojik bir donanıma sahip olsalar da insansız bir ordu her zaman başarılı olamayabilir. Evet, günümüzde bugün oturduğun yerden bir düğmeye basmayla füzeler gönderiyor olabilirsin. Fakat özellikle coğrafyası çetin bir yerde, yerin onlarca metre dibinde ya da yüzlerce metre yükseklikteki dağlık kayalıklarda bir yerlerde hâlâ düşmanın seni bekliyor olabilir. Düşmanın orada bekledikçe savaşı kazanmış sayılmazsın.

Savaşta insanın önemi böylesine hayatiyken, orduların asker bulma yöntemleri nelerdir? Günümüzde çoğu ordu paralı askerlik ve gönüllük esasına dayanıyor. Ülkemizde ise malumunuz zorunlu askerlik var ve belli bir yaşa gelmiş, sağlıklı her Türk vatandaşı genci geçici askerlik görevini yapıyor.

Peki, birinci dünya savaşında orduların fazladan asker bulma yöntemleri nelerdi? Ordular, ellerinde birliklerden başka savaşa götürecek gönüllü askerleri nasıl buluyorlardı?

Bilindiği gibi, Osmanlı Devleti’inde dini duygular ön plandaydı. Seferberlik dışında kalan erkekler gönüllük esasına göre orduya katılıyor; kalırsam gazi, ölürsem şehit diyerek siperlere gidiyorlardı.

İtilaf devletlerinde ise bu konuda çeşitli propagandalar yapılırken ön planda tutulan özellikler kahramanlık ve vatanseverlikti. Aşağıda itilaf devletlerinin gönüllü asker bulma yöntemlerinden en önemlisi propaganda posterlerinden on bir örnek yer alıyor. Resimlerin altında kalın yazıyla posterlerde yazan şeylerin tercümesi yer alıyor. Parantez içindeki ifadeler ise benim kendi düşüncelerim.


1.

1

-Kim yok?
-Sen mi yoksun?

(Herkes geldi, bir sen gelmedin, ne bekliyorsun hadi orduya katılsana birader. Yoklama alıyoruz, devamsızlıktan kalacan, ona göre.)


2.

2

-Resmi geçide katıl, kralın ve ülken için dövüş, kalabalıkta kalıp bakanlardan olma. En ön sıradan isteniyorsun. Bugün kaydol. (Gaza getirici bir poster, bir farkın olsun diyor. Koyun olma, sürüden ayrıl. Bak, şu sıraya bir gir, bir alkışlasınlar seni kahraman gibi hissedersin, pop star olursun, demedi deme.)


3.

3

Britanya’nın Kadınları “Gidin” diyor. (Ben orduya katılırım, çocuk oyuncağı benim için. Ama bizim hanıma bir sormam lazım, ne der acaba diyenler: Kadınlar, orduya katılmanıza, geri dönmeyecek olmanıza takılmıyorlar. Size ne oluyor o zaman. Daha ne bekliyorsun. Hadi yavaştan beri gel, eşin/annen de izin verdi zaten, eti senin kemiği benim dedi. Artık bizimsin.)


4.

4

Mutfak zafere giden anahtardır. Ekmeği daha iz yiyin. (Tasarruf ve/veya orduya maddi destek amaçlı bir poster. Bizdeki seferberlik ilanı gibi aynı. İki manaya da gelebilir. Ekmeği az yiyin, az un harcayın, kaynakları az tüketin. Ya da ekmeği az yiyin, boğazımızdan kıstıklarımızı orduya göndereceğiz.)

 

5.

5

Hadi sıraya girin çocuklar. Bugün kaydolun. (Büyük ihtimal İskoç reklamı. Etekle savaşa gitmek pekiyi bir fikir olmasa gerek, elalem ne der. Ölsen daya iyi yahu. Gerçi bu bir taktik de olabilir hani, etekle savaşa gelmiş bu askerler Osmanlı askerini gülmekten öldürüp emellerine kolayca ulaşabilirler.)


6.

6

Sırada hala senin için bir boşluk var. Doldurur musun? (Bence bu, reklam açısından diğerlerine göre daha artistik ve zekice ama daha etkisiz bir propaganda. Sırada boşluk varmış, hıh! Sadece bir boşluk kaldıysa iyi, bana gerek kalmadı. Bir kişi eksik bir kişi fazla, hiç fark etmez. Hem bu reklam, ne vicdanımı rahatsız ediyor ne de erkekliğime laf sokuyor.)


7.

7

Britanyalı seni istiyor. Ülkenin ordusuna katıl. Tanrı Kralımızı korusun. (Klasik “wants/needs you“ reklamı işte. Daha fazla yorum yapamam.)


8.

8

Baba, dünya savaşında SEN ne yaptın? (İşte listenin en iyi ve acımasız reklamı bence. Herkesin anlatacak birer savaş anısı olacakken sen geri kalma. Yarın çoluğuna çocuğuna ne diyeceksin? Ya da mesela; Ya burada kalıp çocuklarının bu sorusuyla muhatap olacağın günü korkuyla beklersin. Ya da böyle bir sahne hiç gerçekleşmez. Gider, geri gelmezsin. Bu soruyla da muhatap olmazsın, oh ne güzel hatta mis.)


9.

9

Tepeyi ele geçirdik. Gel ve onu korumamıza yardım et. (Anzak reklamı. Hadi yine iyisin bak, işin büyük kısmını biz yaptık. Seni yormadan. Ama hadi en azından şimdi teşrif ediver. Bir el at şuna hacı.)


10.

10

Beraber katılın, beraber eğitim alın, beraber gidin, beraber savaşın. Binlerce centilmenin arasına kaydolun, Avustralyalı centilmenlerin ne yapabileceğini düşmana gösterin. (Bu da kankaları hedef alan bir reklam galiba. Yani, en iyi arkadaşını bırakıp gitmek istemeyenler için yapılmış gibi. Madem öyle ikiniz birden gelin, ikiniz gidin ve geri gelmeyin...)


11.

Sörfte olmak güzel şey. Ama ya siperlerdeki insanlar? Git ve yardım et. (Anzak reklamı. Bu reklama ancak “haydaaaa” denir. Düşünsene plajda yatmışsın, güneşleniyorsun. Biri gelmiş teeee on beş bin kilometre uzaklıktaki bir yerde, siperlerde; kan, revan, çamur, böcek dolu bir çukurlarda savaşan arkadaşlarını hatırlatıyor sana. İnsan kendinden nefret eder yahu. Lan sen ne iğrenç adamsın Simpson...)

Anahtar Kelimeler: Tarih, Askere Alma Yöntemleri, Birinci Dünya Savaşı Posterleri, Dünya Savaşında Asker Temini, Dünya Savaşında Gönüllü Askerlik, Gönüllü Askerlik Nedir, İtilaf Devletlerinde Gönüllü Askerlik, Osmanlıda Gönüllü Askerlik, Seferberlik Dönemleri, Zorunlu Askerlik

mustasim billah , 16/03/2010-12:47 Facebook'ta Paylas