yollar farklı

yollar farklı hedef aynı

Geçtiğimiz haftalarda islam ve din kültürü içerikli herhangi bir forum, blog ya da haber sitesine girdiğimizde orada mutlaka Cübbeli Ahmet Hoca ile Mustafa İslamoğlu Hoca’nın karşılaştırılmasına şahit olmuşuzdur.

Bunun sebebi, Cübbeli Hoca’nın, Mustafa İslamoğlu’nun dinlenmemesi gerektiğine dair açıklaması. O açıklamadan sonra, hemen her dini forumda, Cübbeli Ahmet ile Mustafa İslamoğlu’nun karşılaştırması yapıldı, her ikisini taraftarları, taraflarını kıyasıya savundu. Öyle ki artık iş, bizim hoca sizin hocayı döver muhabbetine kadar aldı yürüdü.

Öncelikle bu Âlim Savaşlarının başlamasına neden olaya, Cübbeli’nin açıklamasına bakalım. Ahmet Hoca, kendi cemaatinin bulunduğu bir toplantıda, cemaatine Mustafa İslamoğlu’nun dinlenmemesini salık vermiş. Nedenini de onun ehlisünnet dışı fikirleri olduğunu ve verdiği bazı fetvaların geleneksel islam fıkhına uymadığı şeklinde açıklamış.

Ben bunda bir beis göremiyorum. Bir Cemaat liderinin, ya da bir grupta söz geçen birinin, grup üyelerine, cemaat mensuplarına şunu yap ya da yapma diye tavsiye etmesi kadar normal bir şey olamaz.

Bundan birkaç gün sonra da Mustafa İslamoğlu yaptığı açıklamayla, Ahmet Hoca’nın açıklamalarını gayet medeni biçimde cevaplamış, işin onun söylediği gibi olmadığını ve bazı sorulara o şekil fetvalar vermediğini, bunların yanlış olduğunu söylemiş ve yine de Ahmet Hoca’nın iyi bir insan olduğuna inandığını açıklamıştı.

Buraya kadar gayet normal. Normal olmayan ise kraldan çok kralcı olan insanımızın bu iki hocayı haklı çıkarmak adına her türlü yola başvurması. Bir grup, İslamoğlu’nu onun ilmi daha büyük, daha bilgili diye üste çıkarmaya çalışıyor, diğer bir grup Cübbeli Hoca’nın ehlisünnete daha uygun olduğunu ve İslamoğlu’nun sapık fikirleri olduğunu söyleyerek onu üste çıkarmaya çalışıyor. Bunu yaparken de her yol mubahtır diyerek O şöyle şöyle demiş beriki böyle böyle yapmış vs… her şeyi sayıp döküyor.

İkisinin, ilmi “backround” larına baktığımızda, Cübbeli Hoca’nın dergâhta, Mustafa İslamoğlu’nun medresede yetiştiğini görüyoruz. Yani, biri alaylı diğeri mektepli. Osmanlı’da süregelen dergâh-medrese çatışması sanal âlemde devam ediyor yani. Fakat bu, hangisi daha bilgin sorusuna yanıt vermez. Tefsir ilmi olarak baktığımızda ikisi de gayet bilgililer. Birisi Ruhu’l Furkan adlı bir tefsiri hazırlarken diğeri Akabe vakfında tefsir dersleri veriyor ve bir meal-tefsir çalışması var.

Ehlisünnet çizgisi dairesinden baktığımızda ise Cübbeli Hoca’nın bu çizgiyi daha çok benimsediğini, Mustafa İslamoğlu’nun ise ehlisünnet kavramına uygunluk gibi bir çaba içersinde olmadığı görülüyor. Dahası İslamoğlu’nun mezheplerin varlığını kabul etse bile, bunların islamı yaşamada çok da etkili olmaması gerektiğini söylüyor. İşte bu iki durum, en azından benim kanaatime göre Ahmet Mahmut Ünlü’yü bir adım öne çıkarıyor ve daha sempatik yapıyor. (Cübbeli Ahmet’e, sırf “çember” sakalından dolayı ön yargılı bakan “samimi” Müslümanlara selam olsun). Bunun dışında Cübbeli Ahmet Hoca’nın da bazı dezavantajları yok değil. Mesela vaazlarında verdiği hadislerin bazılarının sağlam kaynaklara dayanılmadığı biliniyor. Hoca’nın, cemaatine size kaynak lazım değil demesi de bir onun dezavantajlarından bir diğeri. Allah ikisinden de razı olsun. Varsa hatalarını gidersin ve bu ümmete onları faydalı kılsın. (Âmin).

Sonuçta, bu iki çağdaş (muasır) islam bilginini, sağda solda, forum sitelerinde koç gibi bir birlerine tokuşturmak yerine her ikisinden de azami derecede yararlanılması, kendi düşüncemize uygun olan fikirlerin alınması, beğenmediğimiz kısımların da alınmaması daha uygun gibi geliyor bana.

Anahtar Kelimeler: Anlama Çabası, ahmet mahmut ünlü, cübbeli ahmed vs mustafa islamoglu, cübbeli ahmet hoca kimdir, cübbeli islamoğlu tartışması, cübbeli mi islamoğlu mu, cubbeliahmet, cubbelihoca, mustafa islamoğlu kimdir, mustafaislamoglu

mutevaggil , 29/03/2009-15:26 Facebook'ta Paylas