"Ben hasta bir adamım, içi hınçla dolu gösterişsiz bir adamım ben," diyordu  ya Dostoyevski'nin anti-kahramanı hikayesine başlarken [Yeraltından Notlar, İletişim yayınları s.1], Yeraltında aldığı notları  (başından geçenleri) aktarıyordu sonra bizlere. Benzer bir anti kahraman havasını ben, Dokuzuncu Hariciye Koğuşu'nu yıllar sonra tekrar okuduğumda kitabın hastalıklı, yalnız ve isimsiz çocuğunda aldım.  Derin düşüncelerle dalıp giden bu çocuk bir Dostoyevski kahramanı gibi dertli ve ızdırap dolu, yalnız ve çaresiz.Devamını Oku »