Konu şu: Hadislerin Bağlayıcılığı Var mı? Varsa Nedir?

Hadis, Arapça İslam dininde, Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed'in (s.a.v) değişik olaylar ve sorunlar karşısında inananları aydınlatmak, Kur'an'ın bazı ayetlerini daha açık bir dille ifade etmek için söylediği sözler bütünüdür. [1] Aynı zamanda hadisleri inceleyen, irdeleyen ilim dalına da hadis denir.

Peki, Hadisler Ahkâmı belirlemede kaynak olabilir mi? Bu soruya kesin bir yanıtla şöyle diyebiliriz. Evet, Hadis ahkâmı belirleme ve yorumlamada kesin bir kaynaktır. Ehlisünnet ekolünün kabul ettiği esasa göre Ahkâmda dört adet şer’i delil vardır. Bir başka değişle İslam hukuk metodolojisi dört ana delilden (kaynaktan) oluşur. Bunlar öncelik sırasıyla şöyledir:

Kitap, Sünnet, İcma ve Kıyas.

Bu yazımızda bizi ilgilendiren Sünnet, görüldüğü üzere şeri bir delil olarak ikinci sırada yer almaktadır. Bunun manası nedir? Manası gayet açık; Hadis i Şerifler dini delil olarak kullanılabilir. Yani Hadisler de Kuran’ı Kerim gibi dini hayatımızı şekillendirir ve ona yön verirler. Tabi ki yukarıda kullanılan metodolojileri kullanmak da belli şartlara bağlıdır. Mesela Kuran’da açıkça belirtilmiş bir ahkâm için manası da açık olduğu müddetçe diğer metodolojiye gerek kalmaz. Hadis Kuran’ın tamamlayıcısıdır.

Bu bağlamda şunu aklımızdan çıkarmamalıyız, Kuran-ı Kerim ansiklopedik bir bilgi kaynağı değildir, bir ilmihal de değildir. Örneğin Kuran’da Allah, namaz kılmayı emrediyor ama nasıl kılınacağına dair ayrıntılı bilgiye yer vermiyor. Yahut da hırsıza verilecek cezayı belirliyor ama uygulamasına dair ayrıntıya yer vermiyor. İşte bu gibi konuların tamamlayıcısı sünnet ve hadislerdir. Hal böyleyken hadis nasıl bir delil olarak kullanılmaz, ya da hadisler kabul edilmez.

Burada şu sorunla karşı karşıyayız. “Hadis” ilim olarak şeri bir yöntemdir ama her hadis ile amel edilir mi? Tabi ki hayır. Hadisler çok çeşitlidir. Çok fazla hadis ıstılahına girmeden söylemek gerekirse, hadis külliyatları içersinde uydurma ve zayıf hadisler vardır. Bu hadislerle amel edilmez. Bu hadisleri tanımak için bazı kitapları okumalıyız. Mesela İbn’ül Kayyım el Cevziyye’nin Mevzu ve Zayıf Hadisleri tanıma yolları [2] adlı bir kitabı ve Abdulfettah Ebu Gudde [3] adlı akademisyenin de mezkûr kitabın bir şerhi sayılabilecek Mevzu hadisler çalışmaları bunlara örnektir.

Zayıf veya uydurma olmayan, sağlam bir hadisle amel edilmediği olabilir mi peki? Tabi ki olabilir. Bugün en sağlam hadis kaynakları olan Buhari, Müslim gibi kaynaklardaki bazı hadislerle ehli sünnet’in amel etmediği görülmüştür. Mesela hanifi mezhebinin amel etmediği buhari hadislerinin bazılarını şurada bulabilirsiniz. Ama tabi ki bir hadisle amel edilmiyorsa bunun mutlaka sağlam bir nedeni vardır. Mesela ya başka bir hadisi referans alınıyordur ya da hadis metninde Kuran'a ters düşen bir ifade vardır.

Son söz olarak, hadislerin dinde yeri olmadığı, yalnızca kuran ile amel edilmesi gerektiği konusuna yukarıda belirttiğimiz sebeplerden ötürü kesinlikle katılmıyor, hadis ve sünneti şeri birer delil olarak kabul ediyoruz. Zaten ehli sünnet ve’l cemaat ismi de hadis ve sünnete haklı olarak duyulan tazimden gelmiyor mu?

----
[1] tr.wikipedia.org/
[2]ibnul kayyım el cevziyye, zayıf hadisleri tanıma yolları, karınca polen yayınları
[3]abdulfettah ebu gudde, mevzuu hadisler, insan yayınları.


etiket: hadis ile amel edilir mi, mevzuu hadis, hanefi hadis, buhari kitabı, muslim, şeri deliller,

Anahtar Kelimeler: Anlama Çabası, hadis ile amel, hadisleri inkar, hadislerin önemi

mustasim billah , 09/10/2008-18:45 Facebook'ta Paylas