yavuz sultan selimBundan yaklaşık beş yüz yıl önce bugün, mübarek diyarların bulunduğu Hicaz’a inmek bana, Allah’ın lütuf ve bereketiyle müyesser oldu. Peygamberin emaneti halifeliği devraldım. Sekiz yıl gibi kısa bir süre devlet başkanlığı yapmama rağmen İslam Toprağını iki buçuk kat genişleterek hazineye en zengin dönemini yaşattım. Ben, Allah’ın kulu, Osmanlı’nın Padişahı, İslam’ın hizmetkârı, Rasulallah'ın emanetlerinin koruyucusuyum. Ben Yavuz Sultan Selim’im.

Format gereği size kendimden kısaca bahsetmem gerekiyormuş. Ben, Amasya’da 1470 yılında Babam Beyazidi-Sani ve Gülhabar Hatun’dan oldum. Erken yaşımda Trabzon valisi oldum ve otuz yıl kadar burada valilik yaptım. Valiliğim sırasında ilim tahsilini de bırakmadım, derslere devam ettim. 1512 yılında, devlet başkanlığını Babamdan devraldım. Bu konuda çok fazla spekülasyon yapıyorsunuz ya neyse. Ben babama darbe yapmadım, Babam kendi iradesiyle tahtı bana bıraktı. Çünkü yeniçeriler, kardeşim Ahmed’i değil beni destekliyorlardı. Babamı da ben öldürmedim. Bu alçakça bir iftiradır.

Devlet işlerini oturttuktan sonra, Ehlisünnet kimliğini kaybederek Şiiliğe meyleden Safevilerin üzerine yürüdüğümde yıl 1514 idi. Bu arada, benim katliamlar yaptığıma dair bir sürü zırva yazıyor tarih kitaplarında, onları da Allah’a havale ediyorum. Masum insanlara dokunmadım. Yalnızca savaş meydanlarında vuruştuk. Evet, 1514 yılı ağustos ayında Çaldıran ovasında Safevilerle karşılaştık ve Allah’ın nimetiyle galip geldik. 5 Haziran 1516 yılında, Memlüklü Devletiyle mücadele için Mısır’a doğru yola çıktık. Yine bir ağustos ayında Mercidabık nam yerde Memlüklüleri yenerek topraklarını ilhak ettik.

Böylece Devlet-i âli Osmani’nin sınırları beş milyon kilometre kareyi aşmış oldu. Bu savaştan sonra Filistin topraklarına yönelerek Kudüs’e girdik. Gazzedeyken Memlüklü bir devlet adamının güç topladığını öğrendim. Böylece ordumla beraber Ridaniye denilen yere giderek Memlüklüleri bir kere daha bozguna uğrattık. Çok kanlı geçen bu savaş 22 Ocak 1517 yılında ordumun zaferiyle sonuçlanmıştır. Şubat’ta da Memluk’un başkenti Kahire’ye girdik. Memluk Abbasi Halifeliğine son vermiş olduk ve bana Halifelik nasib olmuş oldu. Ridaniye seferi sonunda, Mısır, Suriye, Filistin ve Hicaz’ı Osmanlı topraklarına katmış olduk. Ticaret yolları tamamen elimize geçmiş oldu. Kutsal emanetleri İstanbul’a getirdik.

İslam uğrunda çalışmaya devam etmek amacıyla batıya sefer düzenlemek niyetindeyim. Hazırlıklara başlamış, donanmayı kuvvetlendiriyordum. Fakat ömrüm vefa etmedi, nasip değilmiş, batı tarafından muhteşem diye tanınmak oğlum Süleyman’ın nasibiymiş demek. Hamdolsun ki birçok belde ve tebaaya malik oldum. Mısırı almakla Hadim-i Harameyn-i Şerifeyn unvanını aldım. Babamdan aldığım boş hazineyi ağzına kadar doldurdum. Hazine bir daha, sonraki dört yüzyıl bu kadar doluluk göremeyecekti. Tam artık ben Yeni İskender’im diye düşünmeye başlayacaktım ki “yakin” geldi.

Batıya sefer amacıyla Edirne’ye yöneleceğim sırada, sırtımda bir çıban çıktı. Pek önemsemedim, tedavi olmadım. Ufacık bir yaranın koskoca cihan padişahını engelleyebileceğini düşünemedim. Hâlbuki Allah, sivrisinekten küçüğünü bile misal vermekten çekinmezdi, bunu biliyordum. Ama akacak kan, damarda durmaz demişler.

Böylece Ağustos 1520’de yola çıktım. Çıban üstümdeki eziyetini iyice arttırmıştı. Çorlu’da konaklayarak tedavi olmaya başladım ama artık çok geçti. Yorgun düşmüştüm ve öleceğimi anlamıştım. Vezirlerimi çağırtarak vasiyetimi hazırlattım. Süleyman’ımı çağırttım ama o yetişemeden evvel Bir eylül gecesi fan-i bekaya göç eyledim. (21 Eylül 1520).

Şu an sultan Selim Cami’nin avlusunda yatmaktayım. Bunu okuyanın ruhuma bir Fatiha göndermesini rica ederim.

Aslında hayatımdan kısaca bahsedecektim sonrada belki edebiyattan, mimariden, küpe takıp takmadığımdan, Şah İsmail ile olan diyaloglarımdan, menkıbelerimden vb… konuşacaktım ama hayat hikâyemizi biraz uzatmışız, bana ayrılan sürenin sonuna gelmişiz. Sitenin yönetimi bir gün beni yeniden davet ederlerse belki konuşamadıklarımızı bir başka yazıda yazabilirim.

Anahtar Kelimeler: Hayatı ve Eserleri, Mekke Medine Osmanlıya Katılışı, Mercidabık Savaşı, Osmanlı Halifeleri, Osmanlı Padişahları, Ridaniye Savaşı, Yavuz Sultan Selim Kimdir, Yavuz Sultan Selim vs İsmail Şah, Yavuz Sultan Selimin Hayatı ve Eserleri, Yavuz Sultan ve İslam, Yavuz Sultan ve Katliam

mutevaggil , 22/01/2010-09:18 Facebook'ta Paylas