Ataları Zerdüşt olan Hallâc-ı Mansur 858 yılında İran'ın Fars eyaletindeki Beyza'nın kuzeydoğusunda doğdu. Karmatîlerin lideri Cennâbî ile ilişkileri vardı. Bağdat'ta Cüneydi Bağdadi'nin sohbetlerine bir süre katılsa da sorularını samimi bulmayan Cüneydi Bağdadi, rahatsızlık duyup onu sohbetinden uzaklaştırdı. (Uludağ, XV, 377)

Her seviyeden insanı celp edecek ve kendisine hayran bırakacak şeyler sergiliyordu. Bu yüzden Sünni Müslümanlara göre o Sünni, Şiilere göre de Şii idi. (İbnu Teymiyye, 39) Hallâc'ın kendisine mahsus bir kısmı şeytani ve nefsanî ve bir kısmı da şöyle ya da böyle şeriata uygun düşebilecek ibadet ve riyazetleri ve tasavvufi halleri vardı ama Allah'tan korkan ermiş bir kişi değildi. (İbnu Teymiyye, 26)

Onaylanması mümkün olmayan sözleri vardı. Sözgelimi, "Ben de şu Kur'an gibi bir eser yazabilir ve onun gibi söz söyleyebilirim." diyordu. (İbnu Teymiyye, 38) İbadetleri ortadan kaldıracak sözleri söylüyordu: "Âşık, hevanın kemaline ulaşır, zikrin etkisine kapılıp zikrolunanı yitirdiği ve kendisine heva egemen olduğunda ariflerin namazının küfür olduğu gerçeğine tanık olur." (İbnu Teymiyye, 1986: II, 297) Âriflerin tanrılaşabileceğini düşünüyordu. (Goldziher, 243)

Hulûliye inancına sahip (Mevlana Celaleddin Rumi'nin şeyhi Şems-i Tebrizî gibi)  birisi olduğu ve Allah'ın kendisine hulûl ettiği iddiasında bulunduğu gerekçesiyle 922 yılında mahkeme edildi. Ancak asılmasına gerekçe olarak gösterilen onun hacca dair görüşüydü. Hallâc, "Hacca gidemeyen bir kimse bulunduğu yerde bir ev yapsa, o evi Kâbe'yi tavaf eder gibi tavaf edip otuz yetime de belirttiği ölçüde sadakada bulunsa hac ibadetini yerine getirmiş olur." diyordu. (İbnu Teymiyye, 32) Bu görüşünü fetva kabul eden ve bir süredir Hallâc'ı asma nedeni arayan vezir Hâmid b. el-Abbas onun bu görüşünden yola çıkarak, önce ellerini ve ayaklarını kestirmiş sonra da bedenini yaktırıp küllerini Dicle nehrine savurma emri vermiş ve öldürülmesinin ardından da Hallâc'ın başı mızrağa takılarak Bağdat'ta gezdirilmişti. (İbnu'l-Esîr, VIII, 109-110)

Takipçilerinin Hallâc hakkında söylediklerinin aksine, öldüğü zaman kendisinden hiçbir keramet sadır olmadı. Yere akan kanının yerde Allah yazdığını veya öldürülünce Dicle suyunun kesildiğini söyleyenler varsa da yalan söylüyorlardı. (İbnu Teymiyye, 35) Kaldı ki, kan necistir ve onunla Allah'ın adını yazmak caiz değildir. (İbnu Teymiyye, 36) Hallâc, öldürülmeden önce tövbe ettiyse de öldürülmesine karar verenler onun tövbesini kabul etmediler.

 

kaynak: haksöz okulu

Anahtar Kelimeler: Hayatı ve Eserleri, Enel Hak Anlamı, Enel Hak Manası, Enel Hak Nedir, Hallaç Kimdir, Hallacı Mansır Hayatı ve Eserleri, Hallacı Mansur Kimdir

mutevaggil , 10/06/2008-12:43 Facebook'ta Paylas