İmam Ebû Hanife entelektüel birikimi yüksek bir çevrede yetişmiştir. Bu büyük imamın doğup büyüdüğü Kûfe şehri, Abdullah ibn Mes’ud başta olmak üzere, yüzlerce sahabinin yerleşip, ilim meclisleri oluşturarak öğrenci yetiştirdikleri önemli bir merkezdir. Özellikle Hz. Ali’nin hilâfet merkezini buraya taşımasından sonra Kûfe hadîs birikimi yüksek düzeyde âlimlerin bulunduğu bir ilim merkezi hâline gelmişti.

Bundan dolayı Kûfe, o dönemdeki hadîs seyahatlerinde en önemli uğrak yerlerinden birisi olmuştur. Kûfe’nin hadîs ilmi açısından önemli bir merkez oluşunda, buraya yerleşen sahabilerin yanında, onların yetiştirdiği tâbiûn âlimlerinin de payı büyüktür.

Zîrâ bu âlimlerin farklı ilim merkezlerindeki hadîs üstadlarından sağladıkları birikimleri Kûfe’ye taşımaları, bu şehri hadîs ilmi açısından en önemli merkezlerden birisi hâline getirmişti. Burada Alkame, Mesruk, Esved, Kadı Şurayh, İbrahim Nahai, Hammad b. Ebi Süleyman ve Şa’bi başta olmak üzere yüzlerce tâbiûn âlimi yetişmişti.

İşte İmam Ebû Hanife böyle bir ilim merkezinde yetişmiş, küçük yaşlarda dînî ilimleri tahsile başlamış ve Kur’ân-ı Kerim’i ezberlemiştir. Çağdaşı olan diğer büyük müçtehitler gibi, başlangıçta Ebû Hanife de fıkhî konuların naklî delilleriyle ilgili temel bilimsel donanımını sağlamak üzere, bulunduğu çevredeki hadîs kültürünü almıştır. Ayrıca o çeşitli vesilelerle dışarıdan Kûfe’ye gelen hadîs âlimleriyle de görüşüp, kendi birikimlerini karşılaştırarak ilim ve fikir ufkunu zenginleştirmiştir. Kelâm ilmine ilgi duyduğu dönemlerde itikadî esasların aklî ve naklî temel referanslarına yoğunlaştığı da bilinmektedir.

Ebû Hanife’nin tahsil hayatında en önemli ilim merkezlerinden birisi de Mekke’dir. Klasik tarih kaynaklarında yer alan bilgilerden, bu büyük imamın hiç ihmal etmeden her yıl hacca gitmeye gayret gösterdiğini biliyoruz. Hac seyahatleri esnasında uğradıkları ilim merkezlerinde âlimlerle uzunca görüşmeler yaptığı da bilinmektedir. Bu kapsamda Medine-i Münevvere ve Mekke-i Mükerreme’de ibadet yanında ilmî faaliyetlerle de meşgul olmuştur. Bu büyük imamın, Emevi yönetiminin baskılarından kaçarak Mekke’ye sığındığı ve yine aynı şekilde Abbasi yönetiminde de belirli aralıklarla Mekke’de bulunmayı tercih ettiğini biliyoruz. Hayatının yetişkinlik ve olgunluk çağlarındaki beş yıldan fazla bir süresi Mekke’de geçmiştir. İlmî faaliyetler, ağırlıklı olarak da içtihatlarının dayandığı naklî ve aklî delillerle ilgili tartışmalarla geçen bu dopdolu Mekke hayatı, Ebû Hanife’nin içtihat sistematiğinin oluşmasında oldukça önemlidir. Zîrâ Hicaz ekolü ve diğer ilim merkezlerindeki ilmî birikime vâkıf olması açısından, bu çok büyük bir imkândır ve İmam Âzam bu imkânı olabildiğince verimli değerlendirmiştir.

Güvenilir tarih kaynaklarında İmam Ebû Hanife’nin özellikle hadîs dersi aldığı hocaları arasında, Ata b. Ebî Rebah, Zeyd b. Ali, Şa’bi, Tavus, İkrime, Katade, Nafi, Zühri, Simak b. Harb ve Hammad b. Ebi Süleyman başta olmak üzere yüz civarında büyük tâbiûn âliminin ismi geçmektedir. Bazı kaynaklarda ise Ebû Hanife’nin yüzlerce tâbiûn âlimiyle görüşüp hadîs aldığı bilgileri yer almaktadır. Ebû Hanife, Kufe’deki tâbiûn âlimlerinin bilgi birikimini elde etmede en fazla, Hammad b. Ebî Süleyman’dan faydalanmıştır. Onun Hammad b. Ebî Süleyman’ın derslerine hiç aksatmadan yaklaşık yirmi yıl kadar devam ettiği bilinmektedir. Hattâ onun bu hocasından iki bin civarında ahkâm hadîsi yazdığı bilgisi de güvenilir kaynaklarda yer almaktadır.

İmam Ebû Hanife, Ehl-i Beyt imamlarının hadîs birikimlerine de vâkıf olmuştu. Bu kapsamda onun Zeyd b. Ali ile uzun süre yakından görüştüğü ve kendisinden hadîs dinlediği bilinmektedir. Onun tahsil hayatında Hammad b. Ebî Süleyman ve Ata b. Ebî Rebah gibi, Zeyd b. Ali de çok özel bir yere sahiptir. Ayrıca tarihî kaynaklarda onun hac esnasında Ehl-i Beyt imamlarından İmam Muhammed Bâkır ve İmam Cafer Sadık ile de görüşüp bazı fıkhî konuları müzakere ettikleri bilgisi yer almaktadır.

Hadîslerin henüz bütünüyle tasnif edilip yazıya geçirilemediği dönemde yetişen Ebû Hanife, sadece belli bir muhitteki ilmî birikimle yetinmeyip, İslâm dünyasının her bölgesindeki ilim merkezlerinde yetişen âlimlerin ilmî birikimlerine de ulaşmayı hedeflemiştir. Bu kapsamda onun Hicaz ekolü imamlarından Malik b. Enes ile olan uzun süreli ilmî müzakereleri, tarih kaynaklarında ayrıntılı denilebilecek ölçüde anlatılmaktadır.

Henüz daha sağlığında iken İmam Ebû Hanife’nin ünü İslâm dünyasındaki ilim merkezlerinde yayıldığından, birçok İslâm âlimi onunla görüşüp, ilmî sohbetler yapmak için vesileler bulmaya çalışıyorlardı. Bundan dolayı onun hac seyahatleri, İslâm dünyasının farklı yerlerindeki ilim merkezlerinde yetişen âlimlerle daha yakından tanışmak için önemli bir vesileydi.

Bütün bunların ötesinde onun çok yönlü yetişmesinde tahsil hayatı gibi, derslerinin de etkili olduğu dikkatten uzak tutulmamalıdır. Zîrâ onun dersleri uzun süreli müzakerelere sahne oluyordu. Bu esnada öğrencilerinin görüşlerini en ince ayrıntılarına kadar dinler, bu görüşlerle kendi görüşünü çeşitli açılardan karşılaştırırdı. Hattâ onun özellikle hayatının son yıllarında, çeşitli ilim dallarında uzman kırk civarında seçkin öğrencisinden oluşan akademi benzeri bir ilmî yapılanma gerçekleştirdiği biliniyor. Bu uzman grup arasında hadîs alanında derinleşmiş birçok öğrencisi de vardı. Görülüyor ki onun aktif tahsil hayatı ömrünün sonuna kadar devam emişti.

---

* Yazı, aşağıdaki makaleden alınmış bir bölümdür:

İmam Âzam Ebû Hanife’nin İçtihat Sistematiğinde Sünnet ve Hadis

Prof.Dr. Beşir Gözübenli

Atatürk Üniv. İlâhiyat Fak. Öğrtm. Üyesi
bgozubenli@yeniumit.com.tr

Anahtar Kelimeler: Dini İlimler, Ebu Hanife Hayatı ve Eserleri, Ebu Hanife Kimdir, Ebu Hanife ve Hadis İlmi, Hadis İlmi Nedir, Hadis İlminde Ebu Hanife, Hadis İlmine Giriş, Hadis İlminin İçeriği, Hadis İlminin Temelleri, İslam Akidesi, İslami İlimleri

mutevaggil , 11/05/2010-17:42 Facebook'ta Paylas