caminin bolumleriİslam âleminin ibadetgâhları olan mescidiler, ya da ülkemizdeki yaygın kullanılan ismiyle camiler; İslam tarihinde birçok değişim ve gelişim göstererek günümüze gelmişlerdir. Bugün, İslam âleminin çeşitli yerlerinde modern mimarinin estetik biçimini yansıtan camilerin gelişim sürecine bu yazımızda kısa bir bakış atacağız.

İslam, dünyanın her yerinin mescid olarak kullanılabileceğini bizlere bildirmiştir. Ama bu tavsiye, toplu halde namaz kılmak için bir mekana gerek olmadığı manasına gelmez. Çünkü Kuran-ı Kerimin bazı ayetlerinde mescit kurmaktan bahsedilir. Hatta kurulacak mescitlere saygılı davranılmasını ve buralara temiz ve edepli girilmesini diğer bazı ayetlerde vurgulamıştır.

Erken dönem camiler mütevazıydiler ve mimarisinde amaca uygunluk dışında ekstra bir özellikleri yoktu. İlk cami örneklerinin verildiği asr-ı saadette cami; dört duvar ve hurma yapraklarından mürekkep çatıları olan yapılardan ibaretti. Gerektiğinde bir ağacın altı bile cami olarak kullanılıyor ve Müslümanların cemaat halinde namaz kılması mutlak bir mekâna bağlı kalmıyordu. Asr-ı saadet boyunca, camilerin bu yapılarında belirgin bir değişim olmayacaktı. Bu dönemde camiler hem ibadet edilen mekânlar olarak kullanılıyor hem de İlk İslam şehir devletine divanlık (karar meclisi) yapıyorlardı.

Kıblenin kesin olarak belirleyen ayetin inmesinden sonra cami binasının kalıcı olarak Kâbe’ye dik açıyla kurulmaya başlanmasını ve Kâbe’ye dönük duvara kıblenin yönünü belirlemek amaçlı mihrap eklenmesini saymazsak; erken dönem camilerinde ilk radikal değişiklik, yapıya bir kubbe eklenmesiyle oldu. İslam tarihinde ilk kubbeli cami, Küdüs’teki Mescid-iAksa camidir.

Camilerde meydana gelen büyük gelişmelerden biri de camiye minare eklenmesi olmuştur. Minarelerden önce müezzin, caminin çatısına ya da cami çevresindeki evlerin çatısına çıkarak ezan okurdu. Muaviye döneminde yapılan camilere müstakil olarak minare eklenmiştir. İlk minareler Türk-İslam sanatında olduğu gibi silindirik değil, köşeli yapıdadır.

İslam coğrafyasının gelişmesiyle birlikte kalabalık nüfuslu şehirlerin peyda olması, camilerin de boyutlarında değişikliğe gidilmesi gerektiğinin habercisiydi. Böylece cami mimarisi bu kez alan ve hacim boyutunda geliştirme göstermeye başladı. Bu büyüme, camiyi çevresinden ayıracak ve onu yangın tehlikesinden koruyacak “dış avlu” tekniğinin da habercisi oluyordu… Şehirlerin ortaya çıkması, suyun dağlardan şehirle kanallarla getirilmesi ve alt yapının da gelişmesiyle ortaya çıkacak bir bölüm daha olacaktı: Şadırvan.

Çağların ilerlemesiyle çok önemli değişmeler ve gelişimler gözlenen bir başka yapı da hutbedir. Asr-ı saadette yüksekçe bir kütükten ibaret olan hutbeler, zaman içinde birkaç basamaklı merdivenden el emeği göz nuru sanat eserlerine dönmüştür. Hutbeler, islam geleneksel güzel sanatlarından oymacılık ve işlemecilikten nasibini alarak başlı başına birer sanat eseri haline gelmişlerdir.

Şimdiye kadar saydığımız değişiklikler, hemen bütün İslam coğrafyasındaki camilerin ortak özelliğidir. Coğrafya ve kültürden bağımsız bu değişikliklerden başka milletten millete değişiklik gösteren özel mekânlar da camilere eklenmiştir. Osmanlıda Hünkâr mahfili, kadınlar mahfili, son cemaat yeri, müezzin mahfili,hafızlar mahfili vb…

Anahtar Kelimeler: İslam Araştırmaları, Bir Caminin Bölümleri, Cami Avlusu, Cami Şadırvanı, Cami Yapımı, Camilerin Bölümleri, Camilerin Fonksiyonları, Camilerin Mimarisi, Caminin Bölümleri Nelerdir, Caminin Kısımları, Caminin Mekanları, İslam Tarihinde Camiler, İslamda İlk Camiler

mustasim billah , 20/05/2010-17:32 Facebook'ta Paylas