İslam Felsefesi Arab Filozof El Kindi (ö.883) ile dokuzuncu yüzyılda başlar. Kindi İlk İslam filozofu sayılır ve bu kişi, antik yunan felsefesinin duayenlerinden Aristo’nun eserlerini Arapçaya çevirmesi ve bu fikirleri analiz etmesiyle felsefe islama yerleşmeye başladı.

El Kindi’den sonra birçok İslam filozofu yetişti. Farabi, İbn Sina, Gazali, İbn Haldun vb.. isimler İslam felsefesini sistematiğini en önemli isimlerdir. Bu sistematik oluşurken, adı geçen filozoflar onlarca eser telif ettiler. Bu eserlerde müellif genelde, kendisinden bir önceki filozofun fikirleri üzerinden giderek ya onu doğrular şerhler hazırlıyordu ya da fikirlerini benimseyen yeni fikirler öne süren özgün eserler ortaya koyuyordu.

İşte bu geleneksel olgu, eserlerdeki ve fikirlerdeki bu çeşitlilik  birçok akımın / ekolun ortaya çıkmasına neden oldu.  İslam felsefesinde ortaçağ boyunca oluşan başlıca beş akımı şöyle:


5.Tabiiyyun (NatüralistlerDoğa felsefecileri)

Bu ekol mensupları deney ve tümevarım (istikra) metodunu İslâm düşünce dünyasında ilk defa kullanan ve bilginin kaynağı olarak daha çok duyumları kabul eden ilk felsefe akımıdır. İslâm felsefesi ve ilim tarihinin büyük simalarından biri olan Ebû Bekr Zekeriya Râzi (841?-925?) tarafından kurulmuştur.


4.Maddeciler (Dehriyyûn, materyalistler)

Materyalist felsefe ekolü de tabiatçılar gibi duyulurdan başka bilgi kaynağı kabul etmez; ve tek gerçek olarak maddeyi benimser. Zamanı (dehr) ezeli yani yaratılmamış diye kabul etmelerinden ve dolayısıyla Allah'ın varlığını inkâr etmelerinden dolayı Muattıla diye de isimlendirilmişlerdir. Maddeciler kâinatın yaratılmış (mahluk) olmadığını iddia ederler. Bu ekole mensup olanlara Maddiyyun, Mülhidler, Hissiyûn ve Ateistler gibi isimler de verilmiştir.


3.Bâtinilik

Karmati, Mezdeki, Ta'limiye, Melâhide, İsmailiye, Hürremiye ve Muhammire gibi adlarla da anıları Bâtinilik adına çok çeşitli felsefi kavramlar (septizm, mistik unsurlar ve akılcılığın karışımından oluşan fikirler) ileri sürülmüştür. Bâtinî anlayışa göre İslâm dininde her ifadenin bir zâhirî (dış) diğeri de bâtınî (gizli-iç) olmak üzere iki manası vardır. Asıl olan bâtınî manadır. Ve bu mana anlaşılıp nüfuz edilmeden Bâtınî olunamaz. Genelde siyasi özelliği ağırlıklı olan Batınîlik Ehl-i Sünnet birliğini yıkmak düşüncesi taşmıştır.


2.İhvanü's-Safâ (Temiz Kardeşler, İslâm Ansiklopedistleri)

İslâm Felsefesi tarihinde kendilerine has görüşleri bulunan bir başka felsefe ekolü de ihvanü'l-Safâ diye şöhret bulmuş olan bir topluluğun düşünceleridir. Bunlar kendilerine göre taassup içinde kabul ettikleri müslümanları aydınlatmak din ile felsefeyi uzlaştırmak, tabiat ilimlerinden yararlanarak geliştirdikleri ilim anlayışını ve felsefi görüşlerini yaymak için çalışmışlardır.

Bir dernek gibi ortaya çıkan İhvanü's-Safâ'nın dini olduğu kadar siyâsî ve felsefî bir özelliği de bulunur. Düşüncelerini yayabilmek için, devirlerinin her türlü bilgisini içine alan ve elliyi aşkın risaleden (kitapçık) oluşan bir ansiklopedi meydana getirmişlerdir ki, "Resâil-i İhvan-ı Safâ" adında günümüze kadar gelmiştir. Sistemlerinde eğitime ayrı bir önem vererek, insanları çeşitli yaş gruplarına ayırarak, onlara ayrı bilgileri içiren farklı eğitim-öğretim programları uygulamışlardır.


1.Meşşâilik

İslâm düşüncesi tarihinde "felsefe" veya "İslam felsefesi" denince ilk akla gelen düşünce akımı Meşşailik'tir. Bu düşünce sistemi yukarıda belirttiğimiz tabiat felsefesine paralel olarak ortaya çıkmış ve kısa bir sürede en uygun felsefî bir sistem halini almıştır. Çağının bütün felsefe meselelerine bünyesinde yer veren Meşşâilik, mantık ve matematiğe dayanır. Yani onun esas karakteri akılcı (rasyonel) olmasıdır. Hicri üçüncü yüzyılda doğuşundan sonra kısa sürede Sünni telâkkiye uygun bir yapıya bürünmüş; böylece İslâm düşünce dünyasının hakim ve yaygın felsefesi olmuştur.

Meşşaîlik veya Meşşaî felsefe adıyla şöhret kazanan bu felsefe akımına Osmanlıca'da "Aristo tâlisiyye" de denmiştir. Meşşailik terimi Grekçe "Peripatetisme" kelimesinin arapçada aldığı karşılıktır. Peripatetisme ise Grek filozofu Aristotelesin (M.Ö. 384-322) Atinada kurduğu okulun bahçesinde derslerini öğrencileriyle gezinerek yapmasını ifade eder (İsmail Fennî, Luğatçe'i-Felsefe, s. 504, ist.1341).

***

Yazının hazırlanmasında Necip Taylan'ın islam felsefesi adlı makalesinden yararlanılmıştır.

Anahtar Kelimeler: İslam Araştırmaları, dinde felsefe, felsefi hayat, ilk islam filozofları, islam felsefe akımları, islam felsefe ekolleri, islam felsefesi tarihi, islam filozofları, islam filozoflarının hayatı, islami felsefe, islami felsefe görüşleri, kuran ve felsefe, temel felsefe akımları

mutevaggil , 01/10/2009-20:25 Facebook'ta Paylas