hat sanatıBugün konumuz İslam güzel yazı sanatı olan “Hüsn-ü hat” Hat sanatının İslam tarihinde kendinden söz ettirmiş 10 üstadını inceleyeceğiz Sizlere daha önce Minyatür sanatının 8 üstadı diye bir yazı da hazırlamıştım, Henüz okumamış olanlar buraya tıklayarak o yazıyı da inceleyebilirler Ayrıca bu yazıyı okumazdan evvel İslam Hat Sanatı'nda kullanılmakta olan bazı yazı tiplerine bir göz atmanızda fayda var.

Hat sanatı, Peygamber Efendimize inen vahyin yazıya aktarılmasıyla doğmuş bir sanattır. Peygamber efendimize (s.a.v) inen Kur’an ayetleri, vahiy kâtipleri tarafından yazıya dökülmüştür. En ünlü vahiy kâtibi Zeyd bin Sabit olduğundan bu sahabeyi hat sanatının ilk üstadı olarak anabiliriz. Zira bu sahabenin vahiy kâtibi seçilmesinde yazısının güzel olmasının etkisi olduğu akla gelen ilk argüman. Her ne kadar o zamanlar okuma yazma bilenlerin sayısı zaten çok az olsa da muhtemelen daha okunaklı yazan Zeyd bin Sabit vahiy kâtibi olarak seçilmiş olmalıdır. Yine de o zamanlar yazı yazılacak malzemelerin çok gelişmiş olmaması nedeniyle hat sanatı ilk etapta çok ilerleme kaydetmemiştir. Zira hurma yaprakları, papirüsler, deve kemikleri, bez parçaları, bitki kökleri ve lihaf belli başlı yazı araç gereçleriydi.

Hat sanatının gelişmeye başladığı ilk dönem, Kur’an kopyalarının çoğaltıldığı Hz. Osman devrini gösterebiliriz. Bu dönemde Kur’an’ın birkaç kopyası yazılarak çevre illere gönderilmiştir. Yine dört halifeler döneminde birkaç yeni yazı tekniğinin varlığı bilinmektedir. Hat sanatı asıl gelişimine Emeviler ile başlamış, Abbasiler ile devam etmiş ve Osmanlı da zirveye çıkmıştır.

Şimdi her biri, bir ekol oluşturmuş Hüsn-ü Hat sanatına büyük katkılar yapmış üstatlara kronolojik sıralamayla bakalım:

1. Kutbe El Muharrir: Emeviler döneminde yaşayan El Muharrir, erken dönem hattatların ilki sayılabilir. O, kufi yazıda bazı değişiklikler yaparak bu yazıya yeni bir tarz kazandırmış ve bundan dört tip yazı oluşturmuştur. Bu yazılar Celil, Tumar, Sülüs ve Nısf çeşitleridir. Ayrıca El Muharrir Mescid-i Nebevi’nin mihrabındaki yazıyı celil tekniğiyle yazmıştır. Kutbe, Arap hattını sanat olarak geliştiren ilk şahıs ve kendinden sonra gelen büyük hattatlar silsilesinin başı olarak kabul edilir. İsminde bulunan muharrir sıfatı, hattat anlamına gelmektedir.

2. İbni Mukle: Onuncu yüzyılda yaşamış bu hattat aynı zamanda Abbasi Devletinin veziridir. Aklam-ı sitte’nin temelleri olacak bazı standartları hüsnü hat sanatına kazandırmıştır. İbn Mukle sahip olduğu geometri bilgisini kullanarak, harflerin ölçüsünü, mesafesini belirlemede noktadan, dik harflerin boyunu belirlemede eliften, çanak seklindeki harflerin genişliğini göstermek için de daireden istifade ederek bir metot ortaya koymuş ve Aklam-ı Sitte’nin temellerini atmıştır. İbn-i Mukle kalem-i tumâr-ı kufi’den bahsetmiştir ki, kendi ifadesiyle bu hat cinsi harflerinde yuvarlaklık olmayan, tamamen düz hatlardan meydana gelen kufidir. Bu hat daha sonra ma’kılî olarak isimlendirilmiştir.

ibn muqla

3. İbni El Bevvab: İbn Bevvab, İbn Mukle’nin Aklam-ı Sitte’de tespit ettiği bu estetik kuralları daha ince geometrik nispetlere bağlayarak üslubunu güzelleştirmiştir. Benzer üslupların ortak özelliklerini belirleyip sınıflandırarak kalemin sayısını sekize indirmiş, böylece Aklam-ı Sitte’nin teşekkülünde büyük bir yenilik yapmıştır. Onun ortaya koyduğu üslup İslam dünyasında miladi XIII. yüzyıl ortalarına kadar, üç asra yakın devam etmiştir.


4. Yakut El Mustasimi: XIII. yüzyılda Türk asıllı hattat Yakut el-Musta‘sımî (ö.698/1298) Aklam-i Sitte denilen Sülüs-Nesih, Muhakkak-Reyhanî, Tevkî-Rıkâ’ hatlarını en gelişmiş sekliyle ortaya koymustur. Ayrıca Yakut el-Musta‘sımî o güne kadar düz kesilen kamış kalemin ağzını eğri keserek hatta büyük bir estetik de kazandırmıstır. Kendisinden sonra gelen hattatlar ona kâtiplerin kıblesi manasına gelen “Kıbletü’l Küttâb” unvanını layık görmüşlerdir. Yakut, Abbasilerin son halifesi Mustasim Billah’ın kölesi olarak hizmet etmiştir.

5. Şeyh Hamdullah: Amasya’da Hayreddin Ma’rasi’den (ö. 876/1472(?)) hat sanatını nazari ve ameli olarak tahsil ettikten sonra icazet almış olan Şeyh Hamdullah’ın sanat hayatında Amasya ve İstanbul olmak üzere iki safha vardır. Şeyh Hamdullah, Amasya’dayken Yakuti yazı tarzıyla eser vermişken İstanbul’da ise kendi yazı üslubunu ortaya koymustur.


6. Mir İmad El Haseni: Kazvin doğumlu bu hattat, bir çok otorite tarafından Farisi Hattatlarının üstadı sayılır. Nestalik yazıda çığır açmıştır. Tebrizde, Bağdat'ta hicaz'da çalışmıştır. Aynı zamanda bir şairdir. Eserlerinin çoğu İran ve Türkiye’de bulunan İmâd pek çok kitap, risale, murakka’ ve kıt’a yazmıştır. (İstanbul Üniversitesi Kütüphanesi, F, nr, 1428, 1427, 1488, 1492). Eserlerine çoğunlukla Mîr İmâd-ı Hasenî-i Kazvinî, İmâdü’l-Mülki’l-Hasenî, Mîr İmâd-ül-Hasenî, Mîr İmâd, İmâd, İmâd-ül-Mülki’l-Haseni’s-Seyfî şeklinde ketebe koymuştur.

7. Hafız Osman: XVII. yüzyılın ikinci yarısına yetişen Hafız Osman Hüsn-i Hat alanında Şeyh Ekolü’nün ünlü hattatlarından Büyük Dervis Ali (ö.1086/1698), Nefeszâde Seyyit İsmail (ö. 1090/1679), Suyolcuzâde Mustafa Eyyubî’den (ö.1097/1686) Aklam-ı Sitte üzerine meşk ederek nihayet icazetnâme almaya muvaffak olmuştur. Ayrıca Hafız Osman, hat sanatında Hz. Peygamber’in fiziki ve ahlaki vasıflarını anlatan Hilye-i Serife’yi Sülüs ve Nesih hatlarıyla kompoze eden ilk kişidir. Böylece ondan itibaren Hilye-i Serife yazımı bir gelenek halini almıştır.

8. Mustafa Rakım Efendi: Mustafa Rakım, Osmanlı dönemi hat sanatı içinde üç özelligi ile ortaya çıkmaktadır. Birincisi, harflerde ideal ölçüleri temin ederek Celî Sülüse olgunluk kazandırmasıdır. İkincisi, Celî Sülüste kompozisyonu güzelliğe kavuşturmasıdır. Üçüncüsü ise, Osmanlı Tuğrası’na ideal seklini vererek onu enine yayık durumdan kurtarıp canlandırmış olmasıdır. Mustafa Rakım, Hafız Osman’ın Sülüs ve Nesih yazılarını inceleyerek elde ettiği harflerin gövde ve duruş özelliklerini Celî’ye tatbik etmiş, Celî yazılarda gerçekleştirilmesi zor bir inkılâbı başarmıştır. Böylece onun Celî yazıda oluşturduğu ekol, bütün Türk hattatları tarafından günümüze değin takip edilegelmistir.

9. Ahmed Karahisari: Diğer birçok Osmanlı hattatından farklı olarak Şeyh Hamdullah yöntemini değil Yakut-ı Mustasimi akımını benimsemiş ve bu üslubun en güzel örneklerini vermiştir. Sülüs ve Nesih yazının en güzel örnekleri kendisine aittir. Karahisari'nin bu üslubu "Yâkût-ı Rûm" diye anılmıştır. Üslubu sadece kendi öğrencisi olan birkaç hattat tarafından benimsenmiş ve diğer Osmanlı hattalarınca pek ilgi görmemiştir. Bunun en önemli nedeni tüm Osmanlı hattatlarının piri olarak kabul edilen Şeyh Hamdullah'ın büyük tesiridir. Tekniği ve yazıya getirdiği yenilikler bakımından Şeyh Hamdullah ve Hafız Osman'la beraber en önemli üç Osmanlı hattatından biri olarak kabul edilir.

10. yazı www.ruzname.net sitesine ait olup kaynak göstermeden alıntı yapılamaz.


Kaynaklar:

1.    Hat Sanatı Tarihi ve Medresetü’l- Hattatin, Y.Lisans Tezi. Zeliha Ulusal, KTÜ Sosyal Bilimler Ensitüsü.

2.    Wikipedia

3.    İslam Sanatı ve Mimarisi, Literatür Yayınları, Markus Hattesein.

4. İSMEK   Hat Sanatı, Tarihçe Malzeme ve Örnekler; Dr. Süleymen BERK

Resimler wikipedia websitesinden alınmıştır, herhangi bir kopirayt varsa haberin sileriz.

Anahtar Kelimeler: İslam Araştırmaları, Ahmed Karahisari Kimdir, Hafız Osman Kimdir, İbn Mukle Kimdir, İbni Bevvab kimdir, Kutbe El Muharrir Kimdir, Mir İmad El Haseni Kimdir, Mustafa Rakım Efendi Kimdir, Şeyh Hamdullah Kimdir, ünlü hattatlar

mutevaggil , 19/04/2011-20:02 Facebook'ta Paylas