hindistanda toplu ulaşım

Hindistan'da "Toplu" Taşıma

Durun, hemen karar vermeyin. Bu bir “Lost” yazısı değil. Yukarıdakiler de Lost’taki karakterleri refere etsin diye yazılmamıştır. Bu bir Slumdog Millionaire yazısı. Hani şu sekiz dalda Oscar toplayan İngiliz yönetmen imzalı ve Bollywood esintili film.

Giriş heyulasını atlattık. Şimdi daha rahat yazabiliriz belki. Slumdog Millionaire, Türkçe çevirisiyle sadece “Milyoner,” Hindistan’ın varoşlarında yetişen bir çocuğun Kim Beş Yüz Milyar İster (Orj: Who wants to be a Millionare) yarışmasından en büyük ödülü alıp tarihe geçmesini konu ediniyor.

Bu film konusu anlatılmadan nasıl değerlendirilir, bilemiyorum. Fakat Hindistan’daki -acımasız- yaşam, son derece güzel aktarılmış. Trafik, kalabalık, açlık, fakirlik, sefalet, çeteler, iç savaş vb. ülkenin en büyük sorunları son derece ustalıkla sunulmuş. Hindistan’daki yaşamın çok daha zor olduğu kanıtlanıyor bu sahnelerle. Çok güzel aktarılmış bir başka gerçek de doksanlı yıllardaki Hindistan ile 2000’li yılların Hindistan’ı arasındaki fark. Fakir Hindistan’ın yerini, gelişmekte olan hatta ileride Dünya’ya kafa tutacak bir Hindistan’a bırakıyor flashbekler boyunca.

Konusu açığa çıkacak diye fazla yazamayacağım. Danny Boyle adlı İngiliz yönetmenin filmdeki başarısı büyük. Çok güzel sahneler vardı. Bu sahnelerden almamız gereken paylar da izleyiciye bırakılmıştı. Zira bu film hem ilginç konusuyla seyirlik, hem de çoğu sahnesiyle hayat dersi veriyor. Mesela,  üç küçük çocuğun dilenci mafyasından kaçması sahnesi bana “Hep birlikte Allah’ın ipine sarılın, dağılıp parçalanmayın*,” ayetini hatırlattı. Ufacık, el kadar çocukların trenlerde, bin bir zorluk ve yoksulluk içinde, her şeye rağmen satış yaparak para kazanmaya çalışması “hayat bir gemi, yürüt onu göreyim seni**” dedirtti şahsıma… Kısacası film vermesi gerekenleri gözümüze sokarak değil seyirciye bırakarak vermiştir. Herkes heybesine düşeni alsın arkadaş. Çocuklar kameraya dönseydi de: “Bakın anamız babamız öldü, ama biz yine de hayata tutunmaya çalışıyoruz” mu deseydi? (Bkz: Güneşi Gördüm)

Film müziklerinin iyi olması ve tam yerlerinde servis edilmesi yönetmenin bir başka başarısı bence. Oyuncu performansı olarak baktığımızda yetişkinlerde sivrilen bir oyuncu yoktu. Yarışma sunucusu Amca gayet iyiydi.  Sürekli değişen sunucu psikolojisini (yarışmacıya yardım etsem mi etmesem mi) başarıyla oynadı. En baştaki, Cemal ve Salim’in çocuk halleri çok iyi bir performans çıkarmış. Birer Ufak Oscar da onlara verselerdi bari.

Kısacası Slumdog millonaire, Show dünyasının varoş mahallenin iti olarak alaya aldığı bir gencin, bir anda ülkenin gündemine oturarak ulusal kahraman olmasının destansı bir öyküsüdür.

Yazının sonuna gelirken başlığımızın manasını da açıklayalım: Film ilerlerken Cemal’in durumu, bana yazımızın başlığındaki şahısların felsefesini (emprizm) hatırlattı: Gerçek bilgiye deneyimlerle ulaşılır. Ya da tersten söylersek deneyimlerle elde edilen veriler gerçek bilgidir.

Çünkü Cemal, son derece eğitimsiz ve genel kültürden bihaber olmasına rağmen soruları hayat deneyimlerinden hatırladığı bilgilerle çatır çutur cevaplayarak sona geldi. Son iki soruyu da içgüdüyle, şansla, kaderle (ne dersen de) cevapladı ve ulusal kahraman oldu. Bu varoş gencinin Hindistan’ın Atatürk’ü diyebileceğimiz Gandi’yi bile tanımaması, beş yaşındaki çocuğun bile bildiği Hindistan milli ambleminin altında yazan yazıyı bilememesi de bu iki bilgiye karşı bir deneyim yaşamadığından dolayı olduğunu ironik bir biçimde gözlemliyoruz.

Pedagojide öğrenmenin tanımı şudur: Yaşantı sonucu davranışta meydana gelen nispeten sürekli bir değişikliğe öğrenme denir. Bu da öğrenme işinin başlıktaki iki amcanın savunduğu fikre dayanan bir süreç olduğunu gösteriyor. Dolayısıyla filmdeki çocuğun, üçüncü silahşoru (Aramis) hatırlayamaması, hayatta onu hiç kullanmadığından ötürüydü. Hâlbuki ilk iki ismi sürekli (Partos ve Athos) kullanmıştı.

İşte böyle, bu film emprizm kokuyor. Britanyalı bir yönetmenden başka bir şey bekleyemezdik zaten. Sonuç olarak, film güzel, müzikler güzel, kurgu güzel. Verilmek istenen mesajlar yerine ulaştı, daha ne olsun.

---

* (Ali imran,103.ayet)

** İbrahim Sadri - Aldırma Reis

Anahtar Kelimeler: Sinema, amprist felsefe, amprizim nedir, david hume kimdir, deneycilik nedir, deneyimcilik nedir, emprizm nedir, felsefede deneycilik, john locke kimdir, milyoner filmi, slumdog millionaire konusu, slumdog millionaire özet, ünlü ampristler

mustasim billah , 22/03/2009-18:33 Facebook'ta Paylas