katre-i matemDivan Edebiyatı'nın akademik ustası Prof. Dr. İskender Pala’nın en son romanı "Katre-i Matem" (Matem Damlası: Romanda geçen Lale'nin ismi); Devlet-i Aliye-i Osmaniyye’nin sosyal ve kültürel hayat yönünden en şaşalı, en cağcağalı, en debdebeli (kimin için? tabi ki zengin, varlıklı paşazadeler için, fukaraya yine bir şey yok) dönemlerinden biri olan Lale devrinde  yaşanan bir cinayet etrafında dönen olayları ele alıyor.

Konusu pek orijinal olmasa da (abi şimdi bir şehzade var taam mı ama şehzade olduğundan haberi yok sonracıma...) soluksuz bir olay örgüsü, kurgusal karakterlerin canlılığı, okuyucuya olayın yaşanmışlık hissinin ziyadesiyle verilmiş olması ile roman genel manada güzeldi diyebilirim.

Yazar, romanın başında, bir önsöz ya da sunuş niteliğinde bir şeyler yazmış. Bu sunuda sanki başından geçmiş bir olaymış edasıyla romanın özgeçmişini, tabanını okuyucuya açıklamış. Bu da hikâyeye ekstra bir gerçeklik ve yaşanmışlık duygusu kazandırmış. Hatta ben Pala’nın, romanın başına eklediği bu bölümü romanın son sayfalarına kadar gerçek zannettim.

Yani bana göre Pala gerçekten de bu romanı, el yazması bir eserde okumuş, sadeleştirerek bize aktarmıştı. Hatta roman bitince yahu madem bu roman gerçek, o halde dünya edebiyatının ilk roman örnekleri arasında sayılmalı diye bir düşünceye dahi kapıldım.

Roman daha bitmemişti ki yazarın bir gazeteye verdiği röportajda kitabın başındaki giriş yazısının da romanın bir parçası olup kurguya dâhil olduğunu okudum. Giriş yazısı bana o kadar gerçek gelmişti ki gerçeği öğrenince espriyle karışık şöyle düşündüm: “Aşk olsun İskender Pala, yalan söylemek sana yakışıyor mu hiç!”

Ama şunu da itiraf etmeliyim bu tür bir giriş gerçekten tarihi romanı farklı bir gözle okumanıza olanak sağlıyor. Romandaki olayları birinci ağızdan dinlediğiniz için dikkatiniz daha bir zinde oluyor. Romanı okurken bu olayları kâğıda geçiren adamı düşünüp kim bu isimsiz kahraman diye soruyorsunuz kendinize. Evet, belki kandırıldım ama bence iyi ki kandırılmışım. Keşke gerçeği roman bittikten sonra öğrenseydim. Çünkü gerçeği öğrendikten sonra romana karşı tutumum biraz kırılmıştı.

Neyse, dil ve anlatım diyelim: Birkaç kalıp sözcük ya da sözcük grubunu saymazsak Dil oldukça sade ve akıcı. Dil, yazarın örneğin Babil’de Ölüm İstanbul’da Aşk romanında olduğu gibi eskimiş değil, daha güncel. Dilin akıcı olması, biraz da olayın akıcı olmasına bağlı galiba. Çünkü romanda birkaç geçiş sahnesini saymazsak olaylar bir trenin vagonları gibi silsile içinde. Soluksuz bir cereyan-ı havadis vukuu mevzu. Bu da, aynen bende olduğu gibi sanki bir roman değil de film senaryosu scripti okuyor hissine kapılmanıza yol açabilir. Zaten yazar aynı röportajında bunu bilerek yaptığını ve suçunu itiraf etmiş. Bu yönüyle evet, roman bir solukta okunabiliyor ama bence daha ağır ilerlemeli tahlil ve tasvire daha çok yer ayrılmalıydı. Sonuçta tarihi bir roman okuyorsunuz, tarihi romanlarda zamanın, mekânın ve karakterlerin tasvirleri, tahlilleri ön plana çıkmalı bence. Eğer böyle olmayacaksa zaman ve mekânın tarihten seçilmesinin ne manası var ki? Pekâlâ, bu cinayet romanı 2010 yılı İstanbul’unda da geçebilirdi.

Tabi ki bu eleştiriler benim şahsi fikrim, yoksa romanda hiç durum tasviri yok diyemeyiz, hatta hikâyeyi birinci ağızdan dinlediğimizi zannettiğimiz içindir midir nedir, o zamanın havası iyi yansıtılmıştır bile diyebiliriz. Kısacası eğer bu roman başarılı ise ben bunu girişteki yazıya bağlıyorum; eğer o akıllıca düşünülmüş, sahici giriş olmasaydı bu romanı yavan bulacaktım.

Ama şimdi benim bu makalemi sizler okuduğunuz için romandaki giriş yazısının “fake” olduğunu biliyor olacaksınız. Siz de böyle, bunu bilerek bir okuyun bakalım romandan yeterince tat alabilecek misiniz?

Hülasa; roman, şahsi değer yargıma göre yeterince güzel ama yeterince iyi değil. Bu haliyle roman, “Benim Adım Kırmızı”, “Suskunlar” ve “Amat” gibi yerli tarihi romanların yer aldığı “top listemde” yer alamayacak.

RUZNAME OKUYUCUSUNA NOT:

Uzunca bir zamandır ruznameye tek kelime yazmadım, yazamadım. Bundan sonra da yazmayacak gibiyim. Hatta ruznameyi kapatma düşüncem var. Bunu kapatıp şehir merkezinde, ana caddede köşe başı bir yer almayı düşünüyorum. Gelişmelerden haberdar ederim. Sonraki ziyaretinizde ruzname yerinde yoksa şaşırmayınız, her şeyin bir sonu vardır. İlla Hüv’el Baki.

Anahtar Kelimeler: Kitap, İskender Pala'nın En Son Romanı, İskender Palanın Romanları, Katre-i Matem Roman Değerlendirmesi, Katre-i Matem Roman Eleştirisi, Katre-i Matem Romanı Konusu, Katre-i Matem Romanı Nasıl, Katre-i Matem Romanı Özeti, Katre-i Matem Senaryo

mutevaggil , 05/08/2010-08:54 Facebook'ta Paylas