Yalanlar Üstüne (Orjinal ismiyle Body of Lies) Russel Crowe ve Leonardo di Caprio'nun başrollerde yer aldığı Hollywood yapımı bir atraksiyon filmi. Arkadaşlarla filme giderken, daha önce ne fragmanını ne afişini görmüştüm, ne de konusun ne olduğunu biliyordum. Tam manasıyla kapalı kutu bir filmdi benim için.

Filmimiz ortadoğu sorununa eğiliyor. Bunu yaparken de diğerlerinin aksine Amerikancı olmaktan kaçınıp objektif olmaya çalışıyor. Bunda da bir yere kadar başarılı olunmuş kanaatimce. Filmde ortadoğu sorunu tek taraflı değil ortak bir pencereden ele alınıyor. Amerika her zaman haklıdır gibi bir kaygısı kesinlikle yok. Film izleyiciye bazı mesajlar veriyor. İnce dokundurmalar bazan yeri geliyor “Bakın bu konuya da parmak bastık,” diye bağırırcasına mesaj izleyicinin gözüne sokuluyor.

Genel manada, filmi izlemeye değer buldum. Özellikle Caprio'nun ve ürdün istihbarat başkanın (Hani Paşa) performansı gayet yerinde. Russel Crowe ise hayatının en rahat maçını çıkarmış, zira kendisine bir kere bile top gelmeden maçı bitirdi. Çünkü Russel Crowe (Hoffman) masabaşında çalışırken Sahaya inen isim Caprio (Ferris). Dolayısıyla gözler ve performans beklentisi Caprio'da. Ve açıkçası Caprio Rölünün hakkını veren bir görüntü çiziyor. Filmin başlarında esmer teni, sünnete uygun bir tutam sakalıyla tam bir arap kılığında ve çatır çutur arapça konuşuyor. Kendisini zor tanıyorsunuz. İslami olarak da epey donanımlı olarak yetiştirilmiş bir ajan. Kırk yıllık müslümanmışcasına karşılaşmalarda “Selamun Aleykum,” diyişi salonda kıkırdamalara neden oluyor.  Öyle ki Kuran'dan ayetleri orjinalinden karşısındakine okuyabiliyor. Ve hatta, ilginçtir tefsir dersi bile veriyor :) Filmin sonuna doğru Terörist örgütün lideri El Selim ile karşılaştığında ona yaptıklarının yanlış olduğunu söylüyor. El Selim ise yaptıklarının dayanağı olarak ona Bakara süresinin yüz elli dördüncü* ayetiyle cevap veriyor. İşte o anda Caprio (Ferris) golü atıyor: “Yazık sana, kendi inandığın kutsal kitabı yanlış yorumluyorsun.”

Ben, Caprio Hocaefendi ayetin tefsirini yapacak diye bekliyorum ama öyle bir durumda değil. Çünkü teröristler tarafından birazdan infaz edilecek. Fakat gerçekten enteresan bir durum. Bir CIA ajanın islami bu kadar iyi bilmesi bana 13 yüzyılda başlayan oryantalist haraketleri hatırlatıyor. Adamlar kendi dinimizi bizden daha iyi bliyorlar diye düşünesi geliyor insanın.

Filmin bir başka sahnesinde ortadoğu insanının amerikan politikasına, amerika'ya bakışını anlatan ilginç bir nokta var. Ferris, Ürdün'deyken Ayşe adlı bir hemşire tarafından evine davet ediliyor. Ayşenin ablası, Ferris'in amerikalı olduğunu öğrenince misafir demeksizin onu azarlıyor ve Irak'taki durumdan ötürü Amerika'ya açıyor ağzını yumuyor gözünü. İlk bakışta o kadının Irak'taki kardeşleri için üzüldüğünü ve bu durumdan rahatsız olduğunu anlıyorsunuz. Fakat Ferris evden çıktığından Ayşe ondan özür diliyor ve şöyle diyor: “Ablamın kusuruna bakma, bu konuda biraz hassas, fakat ilginç tarafı şu ki Amerikada yaşamak istiyor.” Fala inanmaz ama Falsız da kalmaz bu olsa gerek. Her ne olursa olsun “Amerikan Rüyası,” görmek hoşumuza gidiyor vesselam.

Filmde buna benzer bir çok sorgulayıcı diyalog yaşanıyor. Filmle alakalı yazacak daha çok şey olmasına rağmen yazı uzamasın diye fazla yazmak istemiyorum. Çünkü biz biliyoruz ki uzun yazılar okunmaz. Bir yazı gördüğümüz zaman önce gözümüzle tartarız uzunluğunu. Uzunsa gözümüz korkar vazgeçeriz okumaktan.

Sonuç olarak, Ortadoğu havasını gerçekçi bir şekilde yansıttığı için konuyla alakalı arkadaşların bu filmi görmelerini tavsiye ederim. Zaten o yüzden senaryoyu anlatmadım ki tadı kaçmasın.

* "allah yolunda öldürülenlere (şehitlere) de ölüler demeyin. hayır, onlar ölü değil diridirler, ama siz bunu bilemezsiniz."

TAGS: yalanlar üstüne film özet, ferris, di caprio, hoffman, russel crowe, hani paşa, mark strong, ridley scott yönetmen.

Anahtar Kelimeler: Sinema, yalanlar üstüne filmi özet

mustasim billah , 28/12/2008-12:10 Facebook'ta Paylas