Bir Ramazan Ayı’na daha kavuşmak üzereyiz*. Miladi takvime göre 11 Ağustos 2010 Çarşamba günü, hicri takvime göre 1 Ramazan 1431 oluyor ve biz müslümanlar o günden itibaren bir ay boyunca oruç tutmaya başlayacağız. Ramazan ayı gelince özellikle yaşlılardan oluşan kalabalık bir zümre ah nerede o eski ramazanlar nakaratını terennüme başlar değil mi? Peki modern Ramazan zamanlarının ne eksiği var ki bazıları geçmişe hasret duyar?

Biz bunu bilemeyiz, çünkü o zamanları yaşamadık. Şimdi bu zamanda yaşıyoruz, o halde zamanın geleneklerini (sarkastik bakış açısı) sıralayalım. Ben bu yazımda modern bir devirde bir ramazan Klasiği haline gelmiş 10 aktiviteyi listeleyeceğim.

1.Asabi olup sataşacak yer aramak
Bazı kimseler oruçlu olduğu vakit, kendisini ayrıcalıklı görür ve sinirli olma hakkına sahip olduğunu düşünür. Onun yanında ters bir şey konuşulmaz, yemek yenmez, bir şey içilmez Hele bu oruçlu bir de sigara içiciyse çevresindekilerin vay haline. Sanki orucu bana tutuyormuş gibi afra tafra yaparlar bir de bunlar.  Hâlbuki oruç tutmasının herhangi birine yararı ya da zararı olmadığını bilse biraz rahatlayacak. Bu tipler genelde toplu halde olunan yerlerde bulunur: Otobüslerde, minibüslerde, işyerlerinde, dükkânlarda… Bu tehlikeli arkadaşlara dikkat :)

2.Ramazan bitiyor diye içten içe sevinmek
Ramazanın sonlarına doğru sahura kalkmaktan perişan olmuş, oruç tutmaktan imanı gevremiş bir grup insan içten içe ramazandan “kurtulduklarına” sevinecektir. Bu sevinmede birazcık pişmanlık ve mahcubiyet vardır tabi. “Mübarek iyi, ama yoruyor be hacı” diyerek çevresindekilere karşı kendini savunur bu zümre. Bazısı da sigarasına içkisine kağıt masasına dönebileceği için sevinçlidir. Allah ıslah etsin.

3.Ramazan Pidesi için kuyrukta beklemek:
Bundan on on-beş sene evvel böyle bir moda var mıydı tam hatırlamıyorum. Bence yoktu, çünkü o zaman fırınlar henüz sıcak pideyi keşfetmemişlerdi. Sonra bir görüldü ki pidenin sıcağı, dumanı üstünde olanı makbul, o vakit iftardan hemen yirmi dakika evvel pide çıkarılmaya başlandı, bu da fırınların önlerinde metrelerce uzayan kuyrukların oluşmasına sebep oldu. Ramazan ayında sağda solda uzunca kuyruklar görürseniz bilin ki kesin sıcak pide satılıyordur civarda.

4.Çağrı Filmini birkaç dakikalık dizi şeklinde izlemek:
Çağrı (The Messenger) filmini bilirsiniz. Ünlü yönetmen Mustafa Akad’ın imzasını taşıyan İslam’ın doğuşunu başarılı biçimde anlatan uzunca bir filmdir ve yanlış hatırlamıyorsam üç saatten ziyade sürer. Bu film, her ramazan ayında bir ya da birkaç kanalda her güne üç beş dakika gösterilecek şekilde bölünür ve otuz günlük bir dizi bir film haline getirilir. İftardan hemen beş dakika önce gösterilmesi makbul olan bu dizi bizler de her sene huşuyla seyrederiz. Geçen sene yayınlandı mı bilmiyorum, askerde olduğum için rastlamadım. Bakalım bu sene hangi kanalda çıkacak, heyecanla bekliyoruz.

5.Orucu İftar Programlarında okunan ezanla açmak:
En klasik ramazan aktivetelerinden biridir bu. Televizyondaki yayın akışına bir süre ara verilir ve cami veya doğa görüntüleri eşliğinde hiç de akşam ezanı uslubunda olmayan, uzunca bir ezan okunur, ekranda da falanca il için iftar vakti ibaresi yer alır ve biz de orucumuzu açarız. Lakin TV’deki bu yayın merkezidir yani lokal bir yayın değildir ve bu ezana uyarak oruç açmak tehlikelidir. Silivri ilçesindeki bir mümin İstanbul İli için iftar vaktidir yazısına kanarak orucunu açar ise 1-2 dakika acele etmiş olabilir, aman dikkat…

6.Teravih namazına diye evden çıkıp başka yerlere takılmak:
Genelde çoluk çocuk yapar bunu. Ailesine teravih namazına gidiyorum diyerek evden çıkar ama akranlarıyla başka bir yere akar ya da camiye gelir ama namaz kılmak niyetinde değildir o, gürültü patırtı edip cemaatin namazını zayi etmek için elinden geleni yapar. Bunlar cami cemaati tarafından azarlanıp camiden kovalansalar bile ertesi rekâtta görevlerini yine başarıyla icra ederler.

7.Gazetelerin Ramazan Sayfalarını okumak:
Ramazan gelince hemen her gazetenin Müslümanlığı tutar ve okurları için iyi kötü bir ramazan sayfası hazırlar. Arka kapak güzelleri, cinsellik köşeleri kalkar; burç, diyet, magazin kalkmasa bile bu tür haberlerde de gözle görülür bir azalma olur. Ama tuhaftır ki gazetelerin, daha doğrusu o tür haberlerin kemikleşmiş okuyucusu bu değişikliği garipsemez hatta bu değişikle ilgilenir ve ramazan sayfasına bir göz atar bile. İçten içe eski köşelerin yer almasını isteyip ramazan sayfalarındaki dini bilgilerin, menkıbelerin, nüktelerin, kaynağını vermeye gerek görülmeyen hadislerin şöyle bir üstünden geçer. Ne hikmetse bilinen birkaç ayetten başkaca bir ayette yazılmaz bu sayfalarda ya, neyse diyerek buna da bir şükür çekmek gerekir.

8.Ramazana uygun TV programları izlemek:
Ramazan gelince, çoğu Amerikan dizilerinin kötü taklitleri olan yerli diziler, yerli/yersiz filmler, başkaca absürt programlar da bir tatile girer sanki. Onların yerine; Hz. Yusuf’un Kıssası, Hz. Ömer’in Adaleti, Malkoçoğlu, Fatih’in Fedaisi Kara Murat gibi filmler ve dipte köşede kalmış dini içeriğe sahip yerli yabancı dizi filmler oynatılır. TV yapımcıları artık tenezzül etmiyorlar galiba ama bundan bir iki sene evveline kadar sırf ramazan için çekilmiş genelde güldürü amaçlı özel diziler de çekilir ve iftardan hemen önce TV de gösterildi. Hatırlıyorum da mesala bir “Revani’ül Şekarpare” vardı bu minval üzere.

9.Sıcaktan ve günün uzunluğundan yakınmak:
“Evvel yoğ idi iş bu rivayet yeni çıktı” demiş şair. Ramazan’ın dönüp dolaşarak sıcak mevsimlere denk gelmesiyle birlikte geçen seneden itibaren bir alışkanlık daha kazandı necib türk milleti. Önümüzdeki birkaç yılda da ayyuka ve ana haber bültenine çıkması beklenen bu hadise, sıcaktan ve de oruçlu geçirilen saat sayısından yakınmak modasıdır. Ben bekliyorum ki namı kaf dağını aşmış medya hocalarımızdan bu sıcakta oruç tutmaya ne hacet kabilinden birer fetva vermelerini. Bu tip hocalarımı göreve çağırıyor ve bizi bu ıstıraptan kurtarmasını istiyoruz. (Şükredin ki dönence paralellerinde yer alan bir memlekette değilsiniz)

10.Medyatik hocalardan fetva/menkıbe dinlemek:
Ramazan ayının bir diğer modası; Yaşar Nuri Öztürk ve Zekeriya Beyaz’dan tatlı tatlı fetvalar dinlemek, sıradaki fetvayı bir sevdiğimize yollamaktır. Ah o ne güzel, ne esnek fetvalar verirler bizlere, Allah onları başımızdan eksik etmeye(!). Son yıllarda yükselen bir trend haline gelen diğer bir aktivite de Nihat Hatipoğlu Hoca’mızın anlattığı menkıbelerdir ki halkımızın geneli tarafından pek bir şevkle dinlenir.  Bunda hocamızın başarılı sunumu da mutlaka önemlidir tabi ki. Olayı yaşayarak anlatan bir hatip, dini bilgisi belli bir seviyede olan TV izleyicisini kendine bağlar.

---
* yazıyı ramazanda önce hazırlamıştım, yayınlamak nasib olmadı. Değiştirmeden yayınlıyorum.

Anahtar Kelimeler: Anlama Çabası, Eski Ramazanlar, Ramazan Aktiviteleri, Ramazan Ayının Fazileti, Ramazan Bidatleri, Ramazan Gelenekleri, Ramazanda Neler Yapılır, Ramazanda Yapılanlar

mutevaggil , 20/08/2010-05:15 Facebook'ta Paylas