Mahsun Kırmızıgül'ün üçüncü filmi "New York'ta Beş Minare" geçen hafta gösterime girdi. Gittik, gördük. Tek cümleyle filmi bana yorumla diyenlere şöyle diyorum: Çok şey vaad eden ama hiç birşey sunamayan bir siyasetçi gibi bu film. Fragmanını seyredip de kanarak sinemaya bu filmiyi görenlerin yüzde sekseni hayal kırıklığına uğrayarak geri dönecektir. Bu elbette benim tahminim.

Filmin; cemaatler, ülkücüler, köktenci / radikal islamcılar (?) ve varsa bunlar arasındaki sosyolojik ilişkiler, ABD'de İslam-Terör psikolojisi hakkında olacağını düşünerek gittiğimiz filmden kof bir sonla eli boş dönüyorsunuz.

Aslında film fena  sahnelerle başlamıyor. Abdi İpekçi, Uğur Mumcu gibi gazetecilerin öldürülmesine benzer bir sahne, sonra dini bir cemaatin zikir ayini, ardından ülkücü gençlerin yemin törenleri, polisin bir hücre evine operasyon düzenlemesi derken tüm bu öğelerle zengin bir filmin ve  senaryonun bizi beklediğini düşünüyorsunuz.

Ama hepsi bu kadar. Birbiriyle pek alakalı bile olamayan bu sahnelerden başka bir şey yok bu filmde. çeşitlilik ve görsellik sağlansın diye konulmuş üç beş sahne...

Bunca görsel sahnenin, filmin fragmanına koyulmak amaçlı çekildiği de besbelli. Halbuki konu bambaşka bir yere uzanıyor. oyuncu performansı olarak da bir şey vaad etmiyor film. Haluk Bilginer duygusal bir kaç sahne dışında pasif bir rolde.

Kısaca; tamam film çok kötü değil. Ama yanıltıcı. Kandırıldık vesselam :)


Anahtar Kelimeler: Sinema, New Yorkta Beş Minare Değerlendirme, New Yorkta Beş Minare Eleştiri, New Yorkta Beş Minare İzle, New Yorkta Beş Minare Konusu, New Yorkta Beş Minare Özet

mutevaggil , 13/11/2010-08:26 Facebook'ta Paylas