Bilindiği gibi, içinde bulunduğumuz şu günler, islam dininde mukaddes bir zaman dilimi olan Ramazan ayıdır. Bu ay içersinde her müslümana farz bir ibadet olan oruç tutulmaktadır.

Orucun ise en basit manada tarifi, belli saatlerde yemekten, içmekten ve diğer bazı dünyevi zevklerden sakınmaktır. Yani bir bakıma oruç: insanın temel fizyolojik ihtiyaçlarından günün belli bir kısmında feragat etmesidir.


Bu türden bir fedakarlık ilk bakışta, hiç bilmeyen ya da konunun derinliğini göremeyen birisi için, bir tür ceza ya da eziyet olarak algılanabilmektedir.  (Üstelik ramazanın, sıcaklara denk geldiği şu senelerde bu türden sedalar enikonu yükselmeye başladı).

Orucu, "aç ve susuz kalmak" olarak algılayan bu türden insanların bulunduğu grup, orucu insana gereksiz, hatta beyhude bir aktivite olarak telakki ederler. Hatta cüretkar bir adım daha atarak özellikle günümüz asrında yaşayan insanların oruç tutmasının manasız olduğunu öne sürerler.


Ourucu yirmi birinci asrın insanına yakıştıramayan insanlar, bilimsel gerçeklere bile ters düşecek bir bağnazlık, salt bir önyargı ve belirgin bir hoşgörüsüzlükle haraket ederler. Zira onlara göre oruç; artık orta çağda kalmış, eski insanların uyguladığı dinsel bir gelenektir. Asrın insanının oruç gibi anlamsız ve beyhude bir çaba içine girmesi, geri kafalılıktan başka bir şey değildir.


Halbuki şunu rahatlıkla söyleyebiliriz ki içinde bulunduğumuz bu son yüzyılda insanlığın oruç tutmaya her zamankinden daha fazla ihtiyacı vardır. Düşünün bir kez: düzensiz yeme alışkanlıkları ve fast food tarzı beslenmeye bağlı artan kanser oranı, insanların neredeyse hiç güç sarfetmedikleri yolculuklar ve masa başında çalışmaya bağlı olarak kireçlenme, yağ bağlama vb... çağın illetleri... Son yüzyılda alkollü içki türünün artması ve tedariğinin kolaylaşmasın bağlı içki kullanım yaşının düşmesi, gayri meşru cinsel ilişkiye girmenin neredeyse çocuk oyuncağı haline gelmesi... Siagara kullanım yaşının sekize düşmesinden bahis açmaya da gerek yok sanırım... Bütün bunlar günümüz insanının oruç tutmaya olan ihtiyacının en büyük kanıtı değil midir?

Ortaçağ insanı, bulabildiği az ama doğal besinlerle idare eder, savaştan savaşa koşup at üstünde yolculuk yaparken (ki binicilik insana en fazla kalori yaktıran sporların başında gelir), bir yıldaki zina olaylarının sayısı elin parmağını geçmezken, içkinin zar zor o da parası olana bulunduğu dönemlerde bile oruç gereksiz bir uğraş değilken, pisliğe boğazına kadar batmış 21.yy insanı orucu nasıl gereksiz görür. Bu ne yaman çelişkidir böyle. Orucu, oruç tutanı insanı, boğaz manzaralı gökdelen iş merkezlerine, beş yıldızlı otel lobilerine, kıravatlı boyunlara ve topuklu ayyakkabılara yakıştıramayan zihiniyete yazıklar olsun.


Örnekleri şüphesiz çoğaltabilirdik. Fakat lafı lastik gibi uzamanın manası yok. Herşey ortada. Hem gönül isterdi ki bu yazıda, orucun farziyetinden, faziletlerinden vs...


Sonuç olarak; "modern çağda oruç mu tutulurmuş canım" diye sızlanan köhne ve sığ zihniyetin yüzüne tokat gibi çarpan acı gerçek şu ki:

Oruç tutmaya, oruca 21.yy insanı kadar ihtiyacı olan başka bir insan topluluğu yoktur.

Hayırlı Ramazanlar...

Anahtar Kelimeler: Anlama Çabası, oruç nasıl tutulur, oruç nedir, oruç tutmak

mutevaggil , 22/08/2009-10:35 Facebook'ta Paylas