Bundan yıllar evvel, henüz çok fazla kitap okumadığım senelerde, Kürk Mantolu Madonna'yı kitapçı tezgahında görünce şöyle bir burun kıvırmış ve konuyla alakalı hiç bir bilgim olmamasına rağmen şöyle düşünmüştüm: "Hıh, popüler kültür... İnsanlara kitap satmak uğruna, ne acayip isimler bulunuyor, ne kelime oyunları yapılıyor."

Bunu düşünürken, bu kitabın bizim bildiğimiz popstar Madonna ile alakalı bir kitap (muhtemelen bir biyografi) olduğuna hükmetmiştim hemen. Üstelik yıllar sonra bile kitabın kapağında Madonna'nın resmi olduğunu zannediyordum, aklımda öylece kalmış. Hem de kitabın yazarı Sebahattin Ali'yi tanımıyor ve günümüz yerden bitme yazarlarından zannediyordum. Diyorum ya o zamanlar fazla kitap okumazdım. Kitapçı da ne mi arıyordum o halde? Büyük ihtimalle, mesleki bir kitap araştıyordum. Ya da lise hazırlık kitabı mıydı neydi?

Neyse seneler geçti ve ben okumak hevesine ve onun yan etkisi yazmak sevdasına düçar oldum. Türk Edebiyatını tanımaya başladım.  Böylece Sabahattin Ali'yi de öğrendim. "Aldırma Gönül aldırma" şiirini Edib Akbayram'dan şarkı olarak dinledim. Ve sonunda Kürk Mantolu Madonna'ya bir şans vereyim dedim. Çünkü bazı kimseler hakkında gayet iyi konuşuyorlardı. Böylece bu romanı bir kaç saatte okudum...

Kitap, roman diye geçiyor ama bir romana göre kısa, uzun hikaye diyebiliriz. Ama bana sorarsanız bu bir roman ve has, hakiki bir roman. Çünkü, insan ruhunun eşsiz tahlil ve analizleri mevcut eserde. Roman hüzünlü bir sevda hikayesi etrafında dönüyor, insan ruhunda geziniyor.  Ediz Hun ile Hülya Koçyiğit'in oynadığı eski türk filmlerinde, çok sevda hikayeleri işlendi. Aslında bu kitap da konu olarak böyle acıklı ve kederli bir aşk hikayesini anlatıyor.

Ama bunu farklı ve değerli kılan, insanın düşüncelerine ve  hayata dair iç burkan ayrıntılarına yer vermesi. Eğer, bu kitap sinemaya uyarlansa hiç kimsenin seyretmeyeceği klasik bir aşk filmi oluverir. Çünkü az önce de söylediğim gibi, kitabı değerli kılan, kahramanların zihnindekiler, içlerindekiler, ruhlarındakiler. Bunu sinemada seyirciye ne derece aksettirebileceksin ey yönetmen!

Kitapta aforizma sayılacak bir çok söz mevcut. Sabahattin Ali, her bir cümlesiyle hayat dersleri veriyor sanki okuyana. Bunun dışında özellikle hikayenin hazin sonu çoğu kimsenin duygularını çoşturacak cinsten. Raif Efendi'nin iç dünyasına indikçe şaşırıyor, şaşırdıkça da onun için üzülüyorsunuz. Ketum, çekingen ve içe dönük bir insanın gençken yaşadığı acı sevda deneyiminin onu hayat boyu nasıl kıvrandırdığına, nasıl yaşayan bir ölü haline getirdiğine, insanlardan kaçtığına şahit oluyorsunuz...

Bir filmde, Vizontele'de idi galiba. Yavuklusunu kaybeden kıza soruyorlar:

-Nasılsın kızım?

-"Eksik..." diyordu kız.

İşte Kitaptaki Raif Efendi de böyle, eksik bir adam...

İşte kitabın haleti ruhiyesi böyle... Bunun dışında, çok başarılı tasvirler ve kelimeleri yormadan direk ve basit bir anlatım, buna rağmen yoğun bir mana kitabı okuyacakları bekliyor. Özellikle iki yönden biraz Dostoyevski stilini hatırlattı bana kitap: tasvirlerdeki başarı ve kahramanlarının yer yer melankoliye varan derin psikolojik durumları.

Bu hacim olarak küçük, fakat kıymet olarak büyük roman, türk edebiyatının bir kilometre taşıdır ve hak ettiği yere gelmelidir diye düşünüyor ve sizleri bu kitabı okumaya davet ediyorum. Zira bir hikayeci ve roman yazarı olarak Sabahattin Ali'nin ismini bilen okuyucuların sayısı fazla değil.

Anahtar Kelimeler: Kitap, Kürk Mantolu Madonna Değerlendirme, Kürk Mantolu Madonna Özet, Kürk Mantolu Madonna Romanı, Sabahattin Ali Hayatı ve Eserleri, Sabahattin Ali Kimdir

mutevaggil , 07/10/2009-21:44 Facebook'ta Paylas