Geçtiğimiz günlerde Tasavvuf'un Kısa bir Tarihi adlı yazımla (bkz: şuradan) karşınıza çıkmış bu yazımda tasavvufun asr-ı saadet'ten başlayarak İmam Gazali'ye kadar olan serüvenini dilim döndüğünce anlatmıştım.

Dİkkatli ve araştırmacı bir okurumuz, konu hakkında benle irtibata geçerek, yazının bazı yanlışlar içerdiğini anlattı. Ben de ona yazıda yanlışlar olabileceğini, çünkü yazıdaki bilgilerin hiç bir yerden alıntı yapmaksızın, şimdiye kadar konuyla alakalı kaynaklardan okuduklarımdan aklımda kaldığıyla kendi cümlelerimle yazdığımı söyledim.

Arkadaşımızın ilk itirazı, Ebu Zerr hadisine oldu. Daha doğrusu Ebu Zerr'i teşvik edici bu hadisten başka insanlara dünyadan el etek çekmenin men edilmemesin kaynaklarda yer bulmadığına itiraz etti ve peygamberimizin (s.a.v) başka insanları dünyadan o derece el etek çekmekten men ettiğini kaynaklarda rastladığımızı söyledi. Gerçekten de ben de, öyle bazı hadisleri duyduğumu hatırladım.

Buna rağmen, o tür hadislerin -sahih bile olsalar dahi- tasavvufun islamda yeri olmadığına dair bir kaynak teşkil etmeyeceğini fakat buradan, tasavvufun her bünyeye uygun olmadığını çıkarabiliriz. Çünkü peygamberimiz, kişiye göre, değişik tutum ve davranışlar sergilerdi. Amellerin en faziletlisi nedir? diye soran bir sahabiye oruç tutmak[1] derken, diğerine ana-babaya itaat [2], bir başkasına emri bil maruf neyhi anil munker [3], diğerine allah için sevmek ve allah için buğzetmek [4] ve başka birini de Allah yolunda cihad [5] olduğunu söylemiştir.

Böylelikle, itirazcı arkadaşımızla yazışırken önceki çalışmamızda yer almayan ama çok önemli bir noktaya parmak basılmış oldu. Şu halde, nasıl ki bir ilaç bütün hastalarda işe yaramazsa tasavvuf da herkese göre değildir.

Kimisi Allah'ın mutlak surette emrettiği ve yapılmazsa ceza verilecek görevler olan Farz namazları eda ederek cennete girerken kimisi de bu farzları ceza görmemek adına değil Emrediciye duyduğu muhabbetten, Rabbim Emreder de ben yapmaz mıyım? desturuyla eda ederek cennete girer.

Yukarıdaki şu iki halde de nihai gayemiz olan cehennemden kurtulmak ve cennete gitmek gerçekleşeceğinden tasavvufun islamda yeri yoktur gibi bir kuruntuya kapılmak yersiz olsa gerektir. Tasavvufun islam da yeri yoktur diye nefes tüketeceğimize kendimizi bireysel birer müslüman olarak farzları yerine getirmeye vermeli ve nihai amacımıza ulaşmaya çalışmalıyız.

itirazcı arkadaşımızın -ki Allah kendisinden razı olsun, yazıya itiraz ederek ufkumuzu genişletmiş oldu- şikayet ettiği bir diğer husus da Hasan Basri Hakkında yazdıklarımız. Hasan Basri'nin yazımızda gerçek zahid olarak nitelenmesini yanlış bulmuş ve ona sitemkar bir yaklaşım sergilemiştir. Bu konuyu bilihare araştıracağımı söyeyerek kendisini yatıştırdım.

Son itiraz konusu ise; Allah kendi zikrinden gafil olana şeytan musallat olur buyuruyor manasındaki ayet alıntıma oldu. Ben o ayeti direk alıntılamak yerine belki de üşendiğimden aklımda kaldığı şekliye yazdım. Mezkur ayet Zuhruf suresinin otuzaltıncı ayeti olup tam metni şu şekildedir:

"Her kim Rahman olan Allah'ın zikrinden yüz çevirirse biz ona bir şeytan musallat ederiz. Artık o şeytan onun yakın dostudur.."

Yukarıdaki meal elmalılı hamdi yazır'ın mealinden alındı. Diğer Meallerde de hemen hemen bu manaya rastlıyoruz. Farklı olarak Suat Yıldırım yukarıdaki zikr diye geçen kelimeyi hikmet dolu kuran diye çevirmiş,  muhammed esed uyarı demiş.

Manası bu üç kelimeden hangisi olursa olsun, sonuçta bir şeytanın musallat olacağı açık. Hal böyleyken tekke tasavvufunun olmazsa olmaz özelliği şeyhi olmayanın şeyhi şeytandır aforizması haklı duruyor gibi. Tabi buradaki şeyhi post sahibi bir tarikat lideri olarak düşünmek ne derece doğrudur? Bir insanın şeyhi Kuran-ı Kerim, hadis-i şerifler, ehli sünnet uleması olamaz mı?..

Bu konuyu bayramdan sonra görüşmek üzere burada bırakalım. zira yazı çok uzadı. Hepinize hayırlı bayramlar dilerim. Allah'a emanet olun.

Anahtar Kelimeler: Anlama Çabası, ilk tasavvuf haraketleri, tasavvuf alimleri, tasavvuf hak mıdır, tasavvuf ilimleri, tasavvuf nedir, tasavvuf tarihi

mustasim billah , 07/12/2008-08:08 Facebook'ta Paylas